admin | Sohbet Video Sinema ucretsiz indir izle- her10.com



namazı neler bozar?

17 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Dini Konular

namaz, namaz duaları, namaz kılmak, namaz nasıl kılınır, namaz vakitleri, namaz vakti, namazı bozan durumlar, namazı bozan haller, namazı bozan şeyler, namazı nasıl kılınır, namazı neler bozar, namazı niçin kılarız, namazın faydaları

Kıldığımız namazın usulünce yapılmasına dikkat etmemiz gerekir. Bazı ufak ayrıntıların namazın bozulmasına sebep olan ayrıntılar olduğunu unutmayalım. Bu makalemizde kıldığımız namazın eksiksiz ve usulüne göre olabilmesi için, namazı bozan şeylere yani namazın müfsitlerine değineceğiz.

- Namaz kılarken biriyle yâda kendi kendine konuşmak.
- Namaz kılarken yanından gelip geçen biri yâda birilerine selam vermek veya verilen selamı almak
- Namaz esnasında her hangi bir şey yemek yâda içmek
- Kendi duyacağı ölçüde bir ses ile gülmek namazı bozmakla birlikte başkasının duyacağı şekilde gülmek ile abdest de bozulmuş olur.
- Namaz esnasında bir yere dayanarak uyuyup kalmak.
- Kuran’ın manasını bozacak şekilde ayetleri yanlış okumak.
- Kadın ve erkeklerin aynı saf ve sırada namaza durması.
- Namaz esnasında avret yerlerinin anlık bile olsa açılması.
- İki rekâttan fazla rekâtı olan namazlarda bilerek iki rekât sonunda selam vermek.
- Sabah namazını kılarken güneşin doğması namazın bozulmasına sebeptir.
- Göğsünü kıble yönünden başka yöne çevirmesi
- Mazeretsiz inlemeler, öksürmeler
- Ayağa giyilen mestin süresinin geçmesi

abdesti bozan ÅŸeyler

17 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Dini Konular

abdest, abdest alınışı, abdest alırken okunacak dualar, abdest alma, abdest bozan durumlar, abdest bozan haller, abdest bozan şeyler, abdest bozulma, abdest bozulması, abdest çeşitleri, abdest duaları, abdest nasıl alınır, abdest nedir

Gerek namaz kılmak için, gerek kuran okumak için, gerek diğer ibadetlerimizi yerine getirmek için gerekse abdestsiz gezmemeye özen gösterdiğimiz için aldığımız abdestin usulüne uygun alınmış olmasına ve hangi hallerde abdestimizin bozulduğuna dikkat etmemiz gerekir. Zira özellikle namaz kılacağımız zaman farkında olmadan yaptığımız bir hareket abdestimizi bozmuş ise bu bizimde farkında olmadan abdestsiz namaza durduğumuz anlamına gelebilir. Bu yüzden aldığımız abdesti nelerin bozduğuna değineceğiz bu makalemizde.

- Bedenimizin herhangi bir yerinden akan kan, irin veya su
- Ön veya arka avret yerlerinden çıkan gaz, idrar veya dışkı
- Kusmak
- Uykuya dalarak derin uyku esnasında abdestini bozacak gaz çıkarma gibi bir şey yaşadığından emin olamayacak derece uyumak.
- Bayılmak
- SarhoÅŸ olmak yani alkol almak
- Namaz kılarken yanında olan kişilerinde duyacağı ölçüde gülmek
- Erkek ve kadının tenasül organlarının (cinsel organlarının) birbirine değmesi, dokunması
- Kadın veya erkeğin tenasül organlarından (cinsel organlarından)cinsel organından meni veya mezi gelmesi, abdestin bozulmasına sebep olan faktörlerdendir.

mutlu bir ilişki için yapılması gerekenler

17 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinséllik

aldatan kadın nasıl anlaşılır, aldatılan erkek ne yapmalı, aldatılan kadın ne yapmalı, aldatılan kadınlar, aldatılan kadınlar anlatıyor, aldatıldım, aldatma belirtileri, aldatmak, cinsel sorunla

MUTLU BİR İLİŞKİ İSTİYORSANIZ…
Eğer aldatılmak istemeyen bir bayansanız lütfen önyargılarınızdan kurtulun, çünkü erkekler eşleriyle kaliteli ve mutlu bir cinsel hayatları olmadığında aldatmaya daha çok meyilli hale geliyorlar.


Evlilikte cinsel sorunların yaşanması kavgalara, tartışmalara neden olabiliyor, bu durumdan sıkılan erkek kolaylıkla eşine ihanet edebiliyor. Evlilik uzmanlarına başvuran çoğu kişinin ortak sorunu cinsel yaşamlarındaki monotonluk.
Eşlerin sürekli aynı evi, kazancı, aile çevresini paylaştığı için birbirlerini bir süre sonra sadece hayat arkadaşı olarak görmeye başlamaları mümkün olabiliyor ve cinsellik arka planda kalıyor. Mutlu bir cinsel hayata sahip olmayı genellikle kadınlardan daha fazla önemseyen erkekler mutluluğu başkalarında gözlemeye başlıyor. İlişki ve evlilik uzmanları kadınlara cinsel yaşamlarında önyargılarından uzaklaşmaları gerektiğini öğütlüyor, çünkü iyi bir cinsel hayata sahip erkek evine daha çok bağlanıyor.
Kaliteli ve mutlu bir cinsel yaÅŸam olmazsa olmaz
Büyük ekonomik sorunlar yaşıyorsanız, eşler arasında birbirine hiç benzemeyen görüşler mevcutsa, eşler birbirlerinin akrabalarıyla çatışma halindeyse cinselliğin kalitesi düşebilir. Kaliteli ilişkiler kaliteli cinselliği beraberinde getirir. Mutlu bir cinsellik için eşler arasında dostluk, yoldaşlık duygusunun var olması gerekiyor.
Kadınlara önerilerimiz
• Cinsellikte her zaman aktif olan tarafın erkek olmasını beklemeyin, siz de zaman zaman aktif olun.
• Eşinizin vücudunu tanıyın.
• Eşinizin fantezilerini saklı tutmasının önüne geçin, onları sizinle paylaşmasını sağlayın. Bu şekilde erkek size daha çok bağlanacaktır. Aldatmaların büyük çoğunluğu erkeklerin fantezilerini eşleriyle yaşayamamalarından doğuyor.
• Cinsellik birbirinize daha açık olmayı gerektirir. Lütfen bu konudaki bilgisizliğinizden ve cahilliğinizden, tutu tavırlarınızdan uzaklaşın. Göreceksiniz cinsel mutluluğu daha çabuk yakalayacaksınız.

Cinsel Çekimin Azaldığı Zamanlar
Eğer evliliğinizde cinsel çekim azalmışsa bunu hemen sevginin bittiği şeklinde yorumlamayın. Bunun nedeni kişilerin duygusal ve fiziksel dünyalarında yaşadıkları farklı nedenler de olabilir. Cinsel sorunlar öncelikle problemin kaynağı araştırılarak terapilerle çözüme kavuşturulabiliyor. Bu konuda gözlenen en büyük sorun eşlerin bir uzmandan yardım almaya utanmaları. Hâlbuki cinsel terapiler başarıyla sonuçlanmakta, bunun bir sonucu olarak siz de sorunlarınızdan arınmış bir şekilde mutlu bir evliliğinize devam edebilmektesiniz.
Yanılgılara düşmeyin
Çoğu terapilerde eşlere cinsel eğitimler verilerek belki de yanlış bilgi olan sorunun kaynağı ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.
Tutkunuzu hiçbir zaman kaybetmeyin
En gıptayla bakılan çiftler aradan geçen uzun yıllardan sonra bile ne kadar zor günler geçirirlerse geçirsin birbirinden kopmayan, birbirlerine saygısı ve sevgisi ilk günkü gibi olan kişilerdir. Siz de evlilik hayatınızda eşinizde aranızdaki romantizmin hiç kaybolmasını istemezsiniz değil mi, o zaman önerilerimize kulak verin:
Bunlara her gün, her hafta, her ay, her yıl dikkat edin:
Her gün:
• Her gün onu değerli hissettirecek bir şeyler yapın. Beklenmedik anlarda öpün, onun kolaylıkla yakalayabileceği yerlere onu sevdiğinizi anlatan notlar yazın, beklemediği bir anda telefon açın.
• Günde en az bir öğün beraber yemek yiyin. Akşam yemeklerinde bir arada olamıyorsanız gün içinde diğer öğünler için mutlaka program yapın.
• Ona dokunun. El ele tutuşma, sarılma, cinsel çağrışımı olmayan diğer dokunma türleri aranızdaki bağı kuvvetlendirir. Eşler yorgun olduğunda belki cinsellik işe yaramaz fakat evliyseniz cinsellik birlikte bulaşık yıkarken bile gelişebilir, sadece yatak odasında gelişmesi beklenmemelidir.
Her hafta:
• Baş başa bir yere gidin. Bu bir kahve içmek, sinemada bir film izlemek, birlikte yürüyüş yapmak şeklinde olabilir. Bu gibi aktiviteler için haftanın bir gününü belirleyin ve o anı iple çekin. Bu anın ölüm-kalım meselesi haline gelmesini sağlayın, kutsal bir anmış gibi kabullenin. Eşler için en özel gün birbiriyle vakit geçirdikleri ve bir şeyler paylaşabildikleri günlerdir.
• Yakınmayı bırakın. Yanlış anlaşılmalar çiftlerin birbirini küçük düşürmesini, eleştirmesini, incitmesini sağlayabilir. En kısa zamanda bu gibi duygulardan arınmaya çalışın.
• Eşinizi takdir edin, takdir edilmek herkesin hoşuna gider. Birlikte zaman geçirin.

Her ay:
• Yeni âşıklar gibi hareket edin. Hafta sonu tatilleri organize edin, bebeğinizi bir bakıcıya bırakarak evde baş başa kalın.
• Zaman zaman sizin hoşlanmadığınız ancak eşinizin sevdiği şeyleri yapmayı deneyin. Böylece kendisine değer verdiğinizi hissedecektir.
• Monotonluktan uzak durun, hayatınızda ufak değişiklikler yapın. Yeni uğraş alanları bulun, eşinize sürprizler yapın, hiç gitmediğiniz yerlere seyahat edin.
Her Yıl:
• Sadece ikinizin olduğu bir tatil programı yapın. İlla pahalı bir tatil planı yapın demiyoruz. Burada birlikte baş başa vakit geçirmeniz ve eğlenmeniz önemli.
• Eşinize onun hayatınızdaki önemini belirten bir mektup yazın.
• Geleceğe dair planlar yapın, kendinize kurduğunuz ortak geleceğinizi şekillendirin. 10 içerisinde nerede olmak istersiniz? Hayalini kurduğunuz şeyler neler?
Mutluluk tavsiyeleri
• Evlilik hayatınızdan ve hayat arkadaşınızdan neler bekliyorsunuz, bunu belirleyin.
• Eşinizin size dair beklentilerini ne ölçüde gerçekleştirebildiğinizi ölçün.
• Onun tüm olumsuz yönlerinin evlenince kaybolacağı gibi yanlış bir düşünceye kapılmayın.
• Onun sizden beklentilerini öğrenin.
• İlişkinize önem verin.
• Onun duygu dünyasını iyi gözlemleyin.

Aşırı Alkol Tüketimi Cinselliği Öldürüyor

17 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinséllik

alkol ve cinsel ilişki, alkol ve cinsellik, alkollü cinsel birleşme, alkollü cinsel ilişki, alkolün cinselliğe etkisi, alkolün cinselliğe zararları, cinsellik ve alkol

Aşırı Alkol Tüketimi Cinselliği Öldürüyor

Alkolün kullanımında cinsel ilişki açısından güçlü bir afrodizyak etkisi yaptığı ve güçlü bir uyarıcı olduğu inancı ile cinsel ilişki öncesinde alkol tüketimine yönelmeler yaşanır. Bu kanı kısmen doğrudur. Evet, alkolün cinsel performansı artırmada, cinsel ilişki süresini uzatmak da belirgin bir etkisi vardır. Ancak bu alkol bağımlılığı aşamasında olan kişiler için geçerli değildir. Alışıla gelmişin aksine, alkol cinsel ilişkinin düşmanı sayılabilir. Zira belli bir miktar alkol sonrası yaşanan cinsel ilişkinin, ilişkiyi daha heyecanlı hale getirdiğine inanılsa da uzun vadeli alkol kullanımlarında özellikle kadınlarda cinsel hayat alkol sayesinde tamamen yok edilebiliyor.

Uzmanlar kadınların, alkol tüketiminin artması halinde adet düzensizlerinden tutunda, cinsel yaşamlarında isteksizlik sorunlarına kadar birçok konuda olumsuz etkileri olduğu konusunda uyarılarda bulunuyorlar.

Aynı şekilde alkol tüketim sınırını aşmayı alışkanlık haline getiren erkeklerinde sertleşme sorunu, testosteron düzeyinin azalması yani seks isteğinin azalması, erken boşalma sorunu, hatta ileriki evrelerde iktidarsızlığa kadar gidebildiği ve doğal olarak da cinsel hayatları sekteye uğradığı belirtiliyor.

Sağlıklı ve uzun süreli bir cinsel ilişki için kadın veya erkeklerin tükettikleri alkol oranını aşmamaları cinsel yaşamlarına yaptıkları en büyük iyilik olduğu belirtiliyor.

Böbrek İltihaplarının Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

17 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

böbrek iltihabı, böbrek iltihabı belirtileri, böbrek iltihabı bitkisel tedavisi, böbrek iltihabı için bitkiler, böbrek iltihabı için şifalı bitkiler, böbrek iltihabı ilaçları, böbrek iltihabı neden olur, böbrek iltihabı nedenleri, böbrek iltihabı nedir, böbrek iltihabı tedavisi, böbrek iltihabı ve tedavisi

Böbrek İltihaplarının Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Tıp dilinde piyelonefrit adıyla tabir edilen böbrek iltihapları, böbreklerin iç kısımlarının da iltihaplanmasına denir.

Hastanın yaşadığı zehirlenme vakaları, prostat sorunları, hamilelik, böbrek taşı sorunları, mikropların sindirim yolu ile vücuda girerek kana bulaşması gibi sebeplerle böbreklerinde iltihaplanma görülür. Ayrıca idrar borusu veya mesaneye yerleşmiş mikropların direk böbreklere ulaşarak iltihaba sebep olduğu da görülmüştür.

Hasta aniden titremeye başlar, ateşi birden hat safhaya yükselir, halsizlik, çabuk yorulma, kansızlık, kilo kaybı, kusma başlar. Belinin yan kısımlarında şiddetli ağrılar oluşur, idrara çıkamama yâda aşırı ağrılı idrar halleri görülmeye başlanır.

Hastaya idrar tahlili yapıldığında iltihaplı hücrelerin artmış olduğu görülür. Ardından idrar kültürü uygulanarak buna hangi mikroorganizmaların sebep olduğu tespit edilir ve tedaviye geçilir. Tedavide çıkan sonuçlara göre yol izlenirken başlangıç olarak genel itibariyle yapılan tedavi hastaya bol su içmesi önerilir, yükselen ateşini düşürmek için ateş düşürücü ilaçlar ile ağrılarının geçmesi için ağrı kesici ilaç veya iğneler verilir ve gözlenen sonuçlara göre farklı tedaviler gerekirse uygulamaya konulur.

Böbrek iltihaplanması genel olarak iki şekilde incelenir:
Akut Böbrek İltihabı:
Hasta aniden belinin iki yanında ağrılar çekmeye başlar. O an itibariyle acil yapılacak ilk önlem hastanın belinin her iki yanına sıcak su torbası koyarak, bol su ile limonata veya açık çay içmesini sağlayarak ağrıyı hastaneye gidene kadar en hafif şekilde atlatmasını sağlamaktır. Hasta idrara çıkma isteği duysa da yanma şeklinde çok az idrar yapabildiğinden şikâyet etmeye başlar.
Kronik Böbrek İltihabı:
Hasta Akut böbrek iltihabına yakalandığı zaman gereği gibi tedavi edilmemiş ise, bu durum kronik böbrek iltihabı yaşamasının en önemli sebebidir. Hastanın iştahı kesilir, enerji kaybı ile halsizleşir, baş ağrıları yaşamaya başlar ve son olarak da ağrılı idrara çıkma şikâyetini belinin her iki kısmında şiddetli ağrılarla son raddeye gelir. Hastaneye gidene kadar ağrısını hafifletmek için bol su içirilmeli, tuz ve hayvani besinlerden uzak tutmalı ve belinin her iki kısmına sıcak su torbaları konulmalıdır.
Teşhis ve Tedavi Süreci:
Hastaya Ultrason ve tomografi tetkikleri, böbrek filmleri, kan tahlilleri, idrar tahlilleri yapılarak hastalığın ne olduğu ve hangi aşamada olduğu tespit edilir.
Tedavi süreci genelde uzun süreli yavaş ilerleyen bir aşamadır. Ancak sonuç itibariyle hastaların önemli bir kısmında tedavide başarı sağlanır.

osteoporoz nedir

17 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

osteoporoz belirtileri, osteoporoz bitkisel tedavi, osteoporoz bölümü, osteoporoz değerleri, osteoporoz ilaçları, osteoporoz kemik erimesi, osteoporoz nasıl önlenir, osteoporoz ne demek, osteoporoz nedir, osteoporoz tedavisi, osteoporoz ve beslenme

Osteoporoz Nedir?
Osteoporoz (kemik erimesi) hastalığı kemik doku yoğunluğunun azalması sebebiyle kemiklerin dayanılırlığının azalması ve kemiğin niteliğinin düşmesi olarak tanımlanabilir. Osteoporoz ne kadar ilerlerse kemiklerin kırılganlık seviyeleri ve duyarlılıkları da o oranda artar.
Son derece önemli ve sinsi bir rahatsızlık olan Osteoporoz eğer zamanında teşhis edilip önüne geçilmezse sakatlığa ve ölüme neden olabilir. Kalp-damar hastalıkları ve kanseri 3. Sıradan izleyen önemli bir ölüm nedenidir.


Menopoz döneminden sonra kadınlar %50 oranında osteoporoza bağlı kemik kırığı ile karşılaşmaktadırlar. Kadınlarda Osteoporoz görülme sıklığı erkeklerin 3 katıdır. Yaşlılıkta daha çok ortaya çıkar ancak tek nedeni yaşlanma değildir.
Beyin gibi sürekli yapılanan ve canlı olan kemikler de 30 yaşına kadar kendini güçlendirir. Eğer 30 yaşında yeterli kemik yoğunluğu sağlanamamış durumdaysa hastalık kendini hissettirmeye başlar. Bu nedenle bu hastalıktan korunmanın birinci yolu doğru beslenmedir. Kişi 45 yaşına geldiğinde kemik kaybı hızı daha da artar. Dolayısıyla 30-35 yaşımıza kadar kemik yoğunluğu ne kadar üst değerlere çıkarılabilirse ileriki yıllarda Osteoporozun yıkımı o kadar az seviyede kalır.
Anne karnından itibaren doğru beslenmek gerekli
Anneler çocuklarının geleceğini düşünerek henüz onlar doğmamışken bile doğru beslenmelerine dikkat etmelidirler. Eğer yeteri kadar kalsiyum alınırsa kemik yoğunluğu üst seviyelere çıkar ve bu şekilde hastalığın olumsuz etkileri azalmış olur. Eğer fiziksel birtakım aktiviteler, egzersizler yapıyorsanız kemiklerinizi bu yolla da güçlendiriyorsunuz demektir. Eğer düzenli egzersizler yapılıyor ve doğru besleniliyor fakat yine de hastalık ortaya çıkıyorsa araya birtakım genetik faktörler girmiş demektir. Bu durumda hastalığın önüne geçebilecek tedavi yöntemleri mevcuttur.
Osteoporotik kemik kütlesi kaybedilmiş ve içyapısı bozuk kemik anlamına gelir. Kaybettiğiniz kemiği yerine geri getirmek hem zor, hem pahalı hem de uzun zaman alan bir tedavidir ancak olay bu raddeye gelmeden önce risk faktörlerini en aza indirmeye çalışmak en mantıklısıdır.
Osteoporoz için en önemli risk faktörleri
• Kadın olmak
• 50 yaştan fazla olmak (Yaş arttıkça kemik yoğunluğunu kaybeder)
• Menopoza girmek (Menopoza giren bayanların 1/3’ünde Osteoporoz ile karşılaşılmaktadır, bunun nedeni öströjen hormonunun azalmasıdır)
• Erken menopoz durumu veya yumurtalıkların alınmasıyla yapay menopoza girmek
• Erkeklerde testosteron miktarındaki azama kemik yoğunluğunu azaltabilir(Erkeklerde gonad işlevinin azalması Osteoporoza bağlı kemik kırıklıklarına neden olabilir)
• Yeterince kalsiyum almama ve D vitamini eksikliği
• Fiziksel aktiviteler, egzersizlerin yapılmaması (yapılan aktiviteler kemik yoğunluğunu artırır)
• Kişinin ailesinde Osteoporoz hastalığına yakalanmış birilerinin bulunması (bu hastalık belirli bir oranda kalıtsaldır, eğer genç kadınların anneleri omurga kırığı geçirmişse genç kadınlarda kemik yoğunluğunda azalma görülebilmektedir)
• Eğer kısa boyluysanız, ince yapılıysanız daha fazla Osteoporoz riski taşımaktasınız.
• Beyaz tenlilik ve açık renk gözlere sahip olmak
• Sigara bağımlılığı
• Alkol, kafein ve kola içeren içeceklerin fazla tüketilmesi
• Birtakım ilaçların çok uzun süredir kullanılıyor olması (kortikosteroidler, lityum, alüminyum, antikonvülzanlar, antiasitler, antikoagülanlar, siklosporin, tiroid ilaçları, kanser ilaçları gibi).
• Şeker hastalığı, tiroid ve paratiroid bezinin çok çalışması, mide-barsak ameliyetının geçirilmiş olması, hareketsizlik, felç geçirme, romatizmal ve endokrin (hormonal) hastalıklar geçirilmiş olması
Osteoporoz hastalığının teşhisi sadece muayene ile olmaz. Film, kemik yoğunluğunun ölçülmesi, kan ve idrar ölçümleri de gereklidir.
Osteoporoz belirtileri:
• Bel ve sırt ağrıları
• Boyda gittikçe kısalma meydana gelmesi, omurgada kırık oluşumu,
• Sırtın kamburlaşması, omuzların yuvarlaklaşması,
• El bileğinde ve kaburgada meydana gelebilen kırıklar,
• Kalça kemiğinde kırık oluşumu
Eğer hastalığı bertaraf etmek istiyorsanız bol sebze ve süt ürünleri tüketmeniz gerekmektedir. Sofrada mutlaka bulunması gereken gıdalar peynir, lor, yoğurt, süt ve bol sebze olmalıdır. Günlük 15-20 dk güneşlenilmeli ve fiziksel aktiviteler yapılmalıdır. Egzersiz olarak günde 30 dakika sürecek yürüyüşler düşünülebilir.
Kemik mineral yoğunluğu ile tanısı konulabilen osteoporozun tipini tespit etmek için kan biyokimya değerleri de incelenmelidir.
Hastalıkta erken tanı çok önemli bir konudur.
Tedavi Süresince:
• Hayatınızda düşme olasılığınızı azaltacak tedbirler almak,
• Doktorun tavsiye ettiği egzersizleri yapmak,
• Doğru bir şekilde beslenmek,
• Düzenli ilaç kullanmak ve doktor kontrollerini ihmal etmemek,
• Osteoporozun önüne geçilebilecek bir hastalık olduğunun farkına varmak faydalı olacaktır.

Epilepsi Hakkında Bilmedikleriniz

17 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

epilepsi belirtileri, epilepsi çeşitleri, epilepsi hastalığı, epilepsi hastalığı nedir, epilepsi ilaçları, epilepsi nedenleri, epilepsi nedir, epilepsi nedir belirtileri nelerdir, epilepsi nöbeti, epilepsi tedavisi, epilepsi ve ben, sara hastalığı, sara hastalığı belirtileri, sara hastalığı bulaşıcımıdır, sara hastalığı için şifalı bitkiler, sara hastalığı tedavisi

Epilepsi Hakkında Bilmedikleriniz
Neredeyse tarih kadar eski bir hastalık olan epilepsi beyin hücrelerinin arasındaki iltihap ve nöron akışındaki düzensizliklerin sebep olduğu, kişide nöbetler oluşturan ve şuuru kaybettiren ciddi bir rahatsızlıktır.
Önemli bir iş yemeğinde olduğunuzu düşünün. Önemli bir şeyler söylemek üzeresiniz, kadehinizi kaldırdınız, kuvvetli bir ses tonu ile söyleyeceklerinize başladınız ancak bir terslik olduğunu fark ediyorsunuz. Çünkü masadaki diğer kişiler sizi şaşkın ifadelerle seyretmekte. Düşüncelerinizle söylediklerinizin senkronunun uyuşmadığını siz de hissediyorsunuz ama asla önleyemiyorsunuz. Eşinizin yataktan kalkmakta zorlandığını, vücudunun belirli yerlerinde morluklar olduğunu görüyorsunuz. 15 yaşındaki oğlunuz defalarca kez sizi görmek istemediğini haykırıyor ve siz bunların hiçbirine bir anlam veremiyorsunuz.
Bazen günümüzün hastalığı şizofreniden bile şüphelendiğiniz oluyor. Bahsettiğimiz hastalık işaretlerinden bazılarıyla karşı karşıya kalıyorsanız panik yapmanıza gerek yok: Yalnızca epilepsi hastalığına yakalanmışsınız.
Neredeyse tarih kadar eski bir hastalık olan epilepsi beyin hücrelerinin arasındaki iltihap ve nöron akışındaki düzensizliklerin sebep olduğu, kişide nöbetler oluşturan ve şuuru kaybettiren ciddi bir rahatsızlık olarak bilinir. Epilepsi hastalığına yakalanan insanlarda geçirdikleri nöbetler esnasında hayali kişilerin veya objelerin görülme durumu ortaya çıkabilir. Bu hastalığın Grand Mal, Petit Mal ve Epileptik Ekilavan isimleriyle 3 değişik seyri bulunmakta.
Eğer sizin hastalığınız Grand Mal Epilepsi ise Avra ismi verilen nöbet öncesi koku veya ruhsal his duyabilirsiniz. Nöbet geçireceğinizi hissettiğiniz anda kendinize daha güvenli bir ortam bulabilirsiniz. Ama bazen avraların aylarca sürebildiğini de söylememiz gerekir.
Eğer nöbetiniz yıllarca sürecekse bunun avrasını hissetmeyebilirsiniz. Bu tip nöbette hissedilen avra sonrası tüm vücut uyarılacak ve kasılacaktır. Bu kasılmanın ardından kas kasılması da gerçekleştikten sonra hastanın tüm bedeni kaskatı kesilecektir. Kasılma sonunda oluşan gevşeme ise birden düşme tesiri oluşturabilir.
Hasta nöbet sonrası ayılırken derin bir şekilde nefes alarak soluması esnasında hırıltılar çıkarır. Grand Mal hastalık tipinde hasta eğer zihin bulanıklığı yaşarsa adam öldürebilir, intihar edebilir, banka soyabilir, ateşler yakabilir.
Petit Mal epilepsinin bayılma veya kasılmalar görülmeyen türüdür. Nöbetler de daha kısa bir şekilde gerçekleşir. Bir iş yaparken 5-10 dakika kadar sararır sonra normale dönersiniz.
Epileptik Ekivalan tipi epilepsi psikomotor adıyla da anılabilmektedir. Bu hastalıkta havale yerine değişik fenomenler vardır. Eğer bir kişi apandisit, böbrek, safra kesesine bağlı birtakım sorunlar yaşıyor, ağrılar çekiyorsa ancak doktorlar gerekli taramalar sonucunda herhangi bir hastalık unsuruna rastlayamıyorsa bu kişinin psikomotor epilepsi olduğunu söylemek mümkün. Eğer bir kişi bir türlü biyolojik olarak kanıtlanamayan migreninden şikâyet ediyorsa o kişinin de artık MR makinesi ile tanışması gerekli.
Ekivalan Epilepsi’nin belirtilerini tat alma, işitme ve görme halüsiyonasyonları şeklinde sayabiliriz. Bazı durumlarda şizofreni belirtisi olduğu sanılan çok kişililik de bir epilepsi işareti olabilir. Bu gibi bir durumda hasta yıllarca bile sürebilecek uzun bir süre boyunca başka biri gibi yaşar, ancak daha sonra geçirdiği bir nöbetle kendine gelir ve normal hayatına dönerek hiçbir şey hatırlamaz. Bu hastalığın psişik seviyesinde olanlar durup dururken neşelenebilir, ani kederlere kapılır, birden bire ajitasyon ve irritasyon durumuna girebilir.
Her şeyin fazlasından kaçınmak gerekli
Nörolog Dr. Ünsal Ekim epilepsiyi alt etmenin tek bir yolu olduğunu söylüyor: Her şeyin fazlasından kaçınmak. Aşırı duygu geçişleri yaşayan insanların nöbet geçirebileceğini belirtiyor ve özellikle epilepsi hastalarının sıcak havalarda daha dikkatli olmalarını tavsiye ediyor.
Eğer kişi uzun süreli TV veya bilgisayar ekranına bakıyorsa kişinin beyninde optülasyon oluşabilmektedir. Dr. Ekim epilepsinin genellikle yüksek ateş nöbetleri, beyin sarsılmaları sonrasında ortaya çıktığını veya hastalığın genetik yolla edinilen bir durum olduğunu belirtiyor.
Epilepsi hastalığı antiepileptik, antikonvülzif ve antidepresanlarla dengelenebilse de kişinin hayatı boyunca kalıcı olacaktır. Hastalığın teşhisi beyin MR’ı ve beyin EEG’si (beynin ışığa tepki vermesi) ile doğru bir şekilde konabilmektedir. Bu şekilde epilepsi hastalığı kontrol altına alınabilir ve hastalar sosyal hayatlarına hiçbir hastalıkları yokmuş gibi devam edebilirler.

borçlardan kurtulmak için okunacak dualar

17 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Dini Konular

borç duaları, borç duası, borçlardan kurtulma duası, borçlardan kurtulmak için okunacak dua, borçların ödenmesi için dua, dua, para kazanmak için dua, zengin olmak için okunacak dualar, zenginlik duası, zenginlik için dua

BORÇLARDAN KURTULMAK İÇİN OKUNACAK DUALAR

Malum ekonomik krizin tavan yaptığı, işsizlik oranının son 20 yılın en üst sınırında olduğu, insanların ödeyemediği kredi kartları yüzünden çektiği sıkıntıların haberlere konu olduğu dönemlerde yaşıyoruz artık. Her insanın hayali olan zengin bir hayat sürmek, borç sıkıntısı yaşamamak için, bu makalemde maddi sıkıntılarınızdan kurtulmak için tavsiye edilen bazı duaları paylaşacağım.

• Allâhümmekfiniy bihelâlike an haramike ve agniniy bifadlike ammen sivâk
Anlamı:
Allah’ım, haramından (beri) helal (rızık) ile bana yet (kafi gel); ve beni lütfünle gayrına muhtaç olmayacak zengin kıl.

Duanın anlamına da dikkat edecek olursanız, maddi sıkıntılarınız için ödeyemediğiniz borçlarınız için çok faydalı bir dua olduğunu fark edeceksiniz.

Aynı zamanda aşağıdaki bazı Esma-ül Hüsnaları her gün okumanın kişiyi borçlarından kurtaracağı söylenmektedir.

Ya Rezzak: 308 defa
Ya Fettah: 489 defa
Ya Muiz :117 defa
Ya kadir : 305 defa

Diğer bir tavsiye edilen sure ise Vakia Suresidir. Bu değerli sureyi her gece 1 defa okuyan kişilerin hayatları boyunca fakirlik yüzü görmeyeceğini, borç sıkıntısı çekmeyeceğini müjdeleyen Hadîs-i serîfler mevcuttur.

Ağrılı Cinsel İlişki Depresyona Sebep Oluyor

17 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinséllik

ağrılı cinsel birleşme, ağrılı cinsel ilişki, ağrılı cinsel ilişki disparoni nedenleri, ağrılı cinsel ilişki disparoni tedavisi, ağrılı cinsel ilişki nedenleri, ağrılı cinsel ilişki tedavisi, ağrılı ilişki

Ağrılı Cinsel İlişki Depresyona Sebep Oluyor

Çiftler arasında yaşanan en belirgin cinsel sorunlardan biridir ağrılı cinsel ilişki. Bazen ilk cinsel ilişkiden itibaren devam eden ağrılı cinsel ilişki, bazen de ileriki dönemlerde ortaya çıkar. İleriki dönemlerde ortaya çıkan ağrılı cinsel ilişki genelde kadının psikolojik değişimlerinden veya yaşadığı jinekolojik bir hastalıktan sonra meydana gelebilir.

Kadındaki ağrılı cinsel ilişki eğer biyolojik bir sebepten kaynaklanmıyorsa mutlaka psikiyatristlerden yardım alınmalıdır. Zira yardım alınmadığı takdirde ileriki dönemlerde ağrılı cinsel ilişki yaşayan kadın ruhsal sorunlar yaşamaya başlayabilir hatta sonu ağır depresyona kadar varabilir.

Ağrılı cinsel ilişki genelde ilişki öncesi uyarılma eksikliğinden, kistlerden veya enfeksiyonlardan kaynaklanabilir. Uyarılma eksikliğinden kaynaklanan ağrılı cinsel ilişkilerde kadın vajinada kuruluk ve esnekleşememe sorunu yaşar.

Bu tip durumlarda ilk önce kadın doğum uzmanına danışılarak soruna yol açan sebepler araştırılmalı ve çıkan sonuçlara göre bazen vajina kayganlaştırıcı krem türü ürünler kullanılmalı bazen de sorunun psikolojik olması halinde psikoloji alanında uzmanlardan yardım talep edilmelidir. Başlangıçta alınacak olan tedavi yöntemi ile çiftler arasındaki olası cinsel soğukluğun ve kadının depresyona girme riskinin ortadan kaldırılması için önemli bir adım atılmış olacaktır.

düzenli seks hayatı sağlığa yararlı

17 Temmuz 2010 Yazan admin  
Kategori Cinséllik

cinsel birleşme nasıl olmalı, cinsel hayat, cinsel ilişki ne sıklıkta olmalı, cinsel ilişki sıklığı, cinsel sağlık, cinsel yaşam, cinselliğin faydaları, düzenli cinsel hayat, düzenli cinsel ilişki, evlilik cinsel hayat, ilk cinsel ilişki nasıl olur, kadın sekse nasıl davet edilir

 

Yapılan araştırmalar düzenli seks hayatı olan kişilerin gerek biyolojik olarak gerek ruhsal olarak daha sağlıklı olduklarını gösteriyor. Âşık olduğunuzda beyniniz korkuyu, stresi, endişeyi azaltan, yok eden, mutlu olmanızı, mutlu hissetmenizi sağlayan bir hormonun salgılanmasına neden oluyor. Aynı bu şekilde mutlu ve düzenli bir cinsel yaşam beyninizin endorfin denilen hormonu salgılamasını sağlıyor ve buda sizin kendinizi daha mutlu ve sağlıklı hissetmenize yarıyor. Düzenli bir seks hayatı kişinin beyninin, Endorfin, serotonin ve dopamin salgılayarak kişiye konsantrasyonunu güçlendiriyor, huzur, enerji, mutluluk, coşku ve neşe içinde olmasını sağlıyor.

Düzenli bir cinsel yaşam, kişide acı eşiğini yükselterek üzüntü ve stresi azaltıyor. Düzenli seks hayatı kas çekilmeleri ve gerilmelerini yok ederek kişinin biyolojik ve fiziki açıdan sağlıklı olmasına fayda sağlıyor. Aynı zamanda orgazm sonrası yaşan negatif enerjilerin bedenden atılması ile kişi ruhsal olarak daha rahat ve huzurlu bir hal alıyor.

Düzenli seks hayatı çiftler arasındaki duygusal ve cinsel bağı kuvvetlendirmenin yanı sıra ortalama 45 dakikalık bir cinsel ilişkide 300 kalori harcanarak gayet yüksek bir enerji yakma potansiyeli ortaya çıkmış oluyor.