Sağlık | Sohbet Video Sinema ucretsiz indir izle- her10.com



Şişkinlik ve hazımsızlığın nedenleri

25 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Sağlık

Şişkinlik ve hazımsızlığın nedenleri

Hazımsızlık, karın bölgenizin üstünde hissettiğiniz ağrı, şişkinlik, mide bulantısı, kusma gibi şikâyetleri ifade eden bir tür hastalıktır.
Hazımsızlık şikâyeti çok yaygın olan bir hastalık türü olup, hemen hemen herkesin bir dönem yaşadığı rahatsızlıktır.
Hazımsızlığa sebep olan nedenlere değinecek olursak;
Kişinin yemek borunda meydana gelen reflü
Kişinin safra kesesinde meydana gelen bazı hastalıkları
Kişide oluşan bazı pankreas hastalıkları
Kişinin yaşadığı mide ülseri ve mide kanseri başlangıcı
Sürekli kullanılan aspirin ya da romatizma ilaçları
Gün içinde az hareket etmek

Bütün bunların yanında bazı hastalarda meydana gelen fonksiyonel hazımsızlıklarda ise kesin bir sebep bulunamayabilir. Lakin bu tür durumlarda sıkça gözlenen şikâyet, kişinin yediği bazı yemeklerin verdiği hazımsızlık sorundur. Yani kişinin beslenme listesine göz atıldığında her hazımsızlık şikâyetinin belli besinleri tükettiğinde ortaya çıktığı görülmektedir. Ayrıca bazen çok az yemekle hemen doyduklarını, mide şişkinlikleri yaşadıklarını ifade ederler. Yani mide hareketlerinde ve boşalmasında bir sorun olması, mide asidine karşı kişinin duyarlı olması fonksiyonel hazımsızlık sorununa sebep olmaktadır. Gün içersinde kişinin çok az hareket etmesi, mide ve bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına sebep olduğu için, kişi mide şikâyetlerinden, hazımsızlıktan, şişkinlikten şikayet etmeye başlayabilir.

Şişkinlik ve hazımsızlığın nedenleri
Bunun yanında Helikobakter pylori mikrobu denilen mikrop türü ülkemizde oldukça yaygındır. Bu mikrop türünün hazımsızlık üzerindeki etkisi tam olarak kanıtlanamasa da, bu mikrop vücuttan temizlendiğinde hastalarda yüzde on oranında bir şikâyet azalması olduğu gözlenmiştir. Aslında göz ardı edilen ama hazımsızlıkta çok önemli rol oynayan bir diğer konu da strestir. Kişi stresli yaşam tarzını değiştirmediği sürece sürekli olarak mide ağrısı, hazımsızlık, şişkinlik şikâyetlerinden yakınır durur. Dikkat ederseniz anksiyete hastalığı olan kişilerde çok sık mide ağrısı, hazımsızlık ve şişkinlik şikâyetleri görülür.
Hazımsızlık şikâyetiniz varsa öncelikle doktora gidip, gerekli testler ve muayeneleri yaptırdıktan sonra, hazımsızlık şikâyetinin altında yatan ana sebep ya da sebepleri öğrenmelisiniz. Özellikle 45 yaş üzerinde iseniz ve hızla kilo veriyorsanız, sürekli hazımsızlık ve şişkinlik şikâyetleriniz varsa, bunlara ek olarak ağır mide bulantıları ve kusmalar yaşıyorsanız kesinlikle bir uzmana başvurmanız gerekir. Bu noktada yaşanan hazımsızlık sorununuz için muhtemelen yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağının görüntülenmesini sağlayan endoskopi gibi testler yapılacaktır.

Fonksiyonel hazımsızlık şikâyetleri normal şartlarda ilerleyici bir hastalık türü değildir. Ancak ara ara yok olan bu fonksiyonel hazımsızlık şikâyetler tekrar nüksederek kişiyi rahatsız etmeye devam edebilmektedir. Bu sebeple aslında en iyi yöntem, fonksiyonel hazımsızlığa neden olan etkenleri bulmak ve bu etkenleri hayatınızdan çıkarmaktır. Bunun yanında doktorunuz gerekli görürse hazımsızlık giderici ilaçlar, mide hareketlerinize uyarıcı etki sağlayacak ilaçlar, mide asidini baskılayıcı ilaçlar verebilir.
Bunların yanında kendi kendinize dikkat edeceğiniz birkaç nokta, hazımsızlık ve şişkinlik şikâyetinizi ortadan kaldırmak için etkili olacaktır. Örneğin hazımsızlık yapan yiyecekleri tanıyın ve bu yiyecekleri öğünlerinizden çıkarın. Ağı ve çok yağlı besinlerden uzak durun. Akşam hava karardıktan yarım en geç yarım içinde akşam yemeğinizi yiyin ve gecenin geri kalan vakitlerinde sadece meyve, bitki çayları, su tüketerek geçirin. Sigara, alkol, gazlı içeceklerden uzak durun. Günde en azından yarım saat egzersiz yapın.

Saç kıran nedenleri ve tedavisi

22 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Sağlık

Saç kıran, tıp alanında Alopesi ismiyle anılır. Saç kıran hastalığı başladığında, saç derisinde öbek öbek boşluklar oluşmaya başlar. Saç kıran bir saç sorunu deri bir saç hastalığı bir saç derisi hastalığıdır. Saç kıran sebebi bilinmeyen bir şekilde birden bir bağışıklık sisteminin kendi hücrelerini yabancı algılayıp savaş açması ile meydana gelir. Ardından kıl köklerinin etrafında var olan lenfosit isimli hücreler, sitokin ismiyle tanımlanan kimyasalları salgılayarak ve ardından saç dökülmesi meydana gelir. Kişinin yediği, içtiği hiçbir besinin saç kıran hastalığı üzerinde bir etkisi yoktur.

Saç kıran nedenleri ve tedavisi
Saç kıran hastalığı hiçbir belirti göstermeden aniden meydana gelir. Saç kıran olan bölgede saç teli kökünden ayrılır ve alan boşalır.
Saç kıran hastalığı 3 şekilde meydana gelir. Saç kıranda ilk etapta saçlar aniden dökülür ve bölge boş kalır. İkinci etapta saçların döküldüğü alan zamanla genişleyebilir. Üçüncü etapta saçlar grileşir ve beyazlayarak öbek öbek dökülmeye başlar.
Saç kıran hastalığı tedavisi için kesin bir yöntem olmasa da Puva adlı ışık tedavisi ve kortizon içeren haplar kullanılabilir. Bütün bunların yanında saç kıran tedavisi için bir takım losyonlar kullanılabilir.
Saç kıran tedavisi için evde kendi imkânlarınızla uygulayabileceğiniz birkaç yönteme değinmek gerekirse;
Saç kıran olan bölgeye sarımsağı boylamasına 2 ye bölün ve sarımsağın yağını akıtacak şekilde sürün. 2 saat bekledikten sonra yıkayın.
Bir kabın içine 3 kuru soğanın suyunu sıkın ve içine 2 yemek kaşığı zeytinyağı döküp karıştırın. Bu karışımı saç kıran olan bölgeye pamukla sürün ve 2 saat bekledikten sonra yıkayın.

gaz yapan yiyecekler

08 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Sağlık

Yetişkinlerin ve bebeklerin büyük dertlerinden bir tanesi de gaz sancısıdır bazen bu sancı doğum sancısına benzer şekilde bile görülebilir. Gaz oluşmasına etken pek çok sebep vardır . Bunlardan bazıları hızlı yemek,  yemek sonrasında konuşmaktan dolayı mideye gaz yani hava gitmesi, sigara alkol kullanımı, stres ve sıkı giysiler gaza sebep olabilir.

gaz sancısı

Genellikle gaz yapıcı yiyecekler olarak sayılan ürünler; tahıllı ekmekler, yağ ile kızartılmış besinler, baklagiller, kuru üzüm, muz, kayısı, armut, dondurma ve bira gibi ürünlerdir. Bu gibi ürünleri yemediğimiz taktirde gaz oluşmasına bir nebze kontrol altına alabiliriz. Belirli bir süre sonra vücudumuzun  hangi ürünlere karşı bu gaz yaptığını kendimiz tarafından tespit  edilir. Tespit ettiğimiz bu ürünlere tüketmemeye özen göstermeniz. Gaz yapan  yiyecekleri mümkün olduğu kadar iyi şekilde pişirmeliyiz. Bu ürünleri çiğ olarak tüketmemeye çalışmalıyız.

Atıştırmalar kilo almaya sebebiyet

01 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Sağlık

Tüm dünya da ve ülkemizde de başta olmak üzere zayıflama insanların var oluşundan buyana en önemli konudur. Ama ne olursa olsun zayıflamak için yapılan diyetler de yemekten bir türlü geçilemiyor. İşte bu tür durumlarda da en çok tüketilen besin seçeneklerinden bir tanesi de atıştırmalıklardır. Atıştırmalar kilo almamız da en büyük etmenler arasında yer alıyor. Ve bir obazite olmanın da en büyük sebebi Atıştırmalar oluyor. Diyetisyenlerinde bu konuda ilk verdiği tavsiyesi fazla besin tüketmemek oluyor.

Atıştırmalar anlık olarak tüketildiği ve genelde yoğun olarak vücuda yayıldığı için kilo almada büyük önem arz ediyor. Daha çok 30 üstü kişilerde büyük farklılık gösteren Atıştırmalar tüketimleri için kırmızı alarm verildi.

Diş Röntgeni Nedir ve Ne Amaçla Kullanılır?

26 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Sağlık

DİŞ RÖNTGENİ NEDİR VE NE AMAÇLA KULLANILIR?

 

    Diş röntgeni, doktor tarafından muayene sırasında göremediği diş ve dişeti rahatsızlıklarının x ışını sağlayan cihaz ile bulunmasıdır.

Ne amaçla diş röntgeni çekilir?

 

    Diş hekimi tarafından diş, dişeti ve kemiklerdeki rahatsızlıkların gözle görülür bulgularla desteklenmesini sağlar. Muayene sırasında diş ve dişetinin üzerindeki rahatsızlıklara bakarak bir teşhis konulurken, diş röntgeni ile diş kökü ve kemik yapısındaki rahatsızlıklarda görülür. Bu da başlangıçta olan ya da dışarıdan gözle görülemeyen rahatsızlıkların teşhis edilip erken tedavisine olanak sağlar. Ağız içerisinde ki diş yapısı bozuklukları herhangi bir iltihap varsa hangi dişten kaynaklandığı, diş köklerinde mevcut olan kırıklıklar, tümör ve kistler için röntgen çekmek en kesin sonucu verir.

Diş röntgeninin çocuğa zararı var mıdır?

Günümüzün ilerleyen teknolojisi ile röntgenden yayılan radyasyon minimal seviyededir. Modern tekniklerle röntgenden elde edilen fayda zararından daha çoktur. Bu yüzden çocuğunuzun röntgenden zarar görmesi söz konusu değildir.

Kaç çeşit diş röntgeni çekilebilir?

 

    Diş röntgeni ağız içi ve ağız dışı olmak üzere temelde iki tiptir. Ağız içinden diş röntgeni çekileceği durumlarda film ağız içine yerleştirilirken, ağız dışından çekilecek röntgenlerde ağız dışına yerleştirilir. Diş röntgeni ağız dışından çekilirse tüm çene ve yapı hakkında bilgi sahibi olma imkânı sağlarken, ağız içinden çekilen röntgen belirli bir alanı, dişi ve çevre dokusunu görmeye imkân verir. Bu yüzden ağız dışından çekilecek bir diş röntgeni daha fazla bilgi sağlar.

Diş filmi (diş röntgeni) hamilelere zararlı mıdır?

  • Hamilelik sırasında kullanılan ve kontrol edilmesi gerektiÄŸi açısından sakıncalı olan birkaç ilaç karşısında dental tedavi sırasında kullanılan lokal anesteziklerin herhangi bir yan etkisi olmadığı kanıtlanmış ve rapor edilmiÅŸtir.
  • Üretici firmanın önerileri doÄŸrultusunda hareket edildiÄŸi takdirde lokal anestezi kullanımına karar verilmelidir.
  • Üretici firmanın herhangi bir uyarısı bulunmuyorsa lokal anestezi kullanmakta bir sakınca görülmez.
  • Hastanın aÄŸrı duymaması ve durum karşısında daha az stres yaÅŸaması anestezi altında iken mümkündür.
  • Hamilelik sırasında diÅŸ çekimine karar verilirse ya da bir müdahaleye gerek duyuluyorsa lokal anestezi kullanımında üretici firmanın önerileri dikkate alınmalı ve bu doÄŸrultuda hareket edilmelidir. Bir uyarı bulunmuyorsa kullanılmasında sakınca bulunmamaktadır.
  • Bebek için sakıncası olmayan özellikle penisilin ve türevlerinin kullanımıdır.
  • Alınmaması gereken tetrasiklin grubudur. BebeÄŸin diÅŸlerinde meydana gelen Tetrasiklin denilen renklenmeler gebelik sırasında kullanılan tetrasiklinden dolayıdır.
  • Üretici firmanın önerilerine uyularak aÄŸrı kesici kullanılmalıdır.
  • Hamilelerde röntgen çekiminden kaçınılmalıdır. Kullanılan röntgenlerin radyasyon seviyesi çok düşük olmasına raÄŸmen hamileler dikkat etmelidir ve kullanılmamalıdır.
  • EÄŸer çok acil ve zorunlu bir durum yoksa doÄŸum sonrasında buna karar verilmelidir.
  • Radyasyon ışınına maruz kalınan dönem, kullanılan radyasyon miktarı ve çekilen bölgeye göre x ışınlarının ne kadar zararlı olacağı ve bebeÄŸe zarar verip vermediÄŸi belirlenir.
  • Yine de diÅŸ röntgenlerinde ki kullanılan doz önemsenmeyecek seviyededir.
  • EÄŸer röntgen çekimi zorunlu bir durumda anne adayına kurÅŸun yelek giydirilmelidir.
  • Küçük bir risk olasılığı bile olsa zorunlu olmadıkça röntgen filmi çekilmemeli ve röntgen çekilen alana girilmemelidir.
  • EÄŸer tedavi acil bir hale geldiyse ve bu yüzden röntgen filmi çekilmesi gerekli durumdaysa anneye özel koruyucu yapıda bir önlük giydirilmesi tavsiye edilir. Uygulanacak doz düşük olmalıdır ve hızlı film kullanılmalıdır.

 

Hamilelikte diş röntgeni filmi çekilmesi

    Diş röntgeninde bulunan radyasyonun miktarı 0.01 mili raddır. Bu yüzden hamilelikte diş röntgeni filminin çekilmesi güvenlidir. Hamilelikte bir bebeğin diş filminin radyasyondan zarar görebilmesi için 100.000 defa diş röntgeni çekimi gerekir.

Fetusta zekâ geriliğinin yaşanması için gebelik sırasında 10 radın üzerinde radyasyona maruz kalınması gerekir. Ayrıca fetus bu radyasyona maruz kalırsa göz anomalisi oluştuğu gözlenmiştir. Genellikle tanı koymak amaçlı kullanılan X-ışını filmi 5 raddan daha az radyasyon ihtiva etmektedir.

Ağız Kokusunu Önleyin

26 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Sağlık

AĞIZ KOKUSUNU ÖNLEYİN

 

Belirtiler

Sarımsak ve soğan gibi yiyecekleri yedikten sonra oluşan koku

Sürekli hale gelmiş başka nedenlere dayanan ve rahatsız edici koku

Sosyal problemler ve stresten kaynaklanan koku

Nedenler

    Ağız kokusuna neden olan şeyler başlıca nelerdir bilirsek önlem alabiliriz. Bu nedenlerin başında ise sinüzit,ağız içi boşluğu,burun,,akciğer ve sindirim sisteminde var olan rahatsızlıklardır.

    Eğer sinüzit hastalığımız varsa süt ve süt ürünlerinden mümkün olduğunca uzak durmalıyız ve balgam söktürücü bitki ve ilaçları kullanmalıyız. Bu bitkilerin başında zencefil, tarçın, hardal, okaliptüs, anason, ısırgan otu, rezene ve kekik bulunmaktadır. Bu bitkilerin kullanımına öncelik tanımalıyız.

     Eğer ağız kokusu göğüs boşluğundaki organlara dayanıyorsa bunun tedavisi mutlaka doktora bırakılmalıdır. Sigarayı bırakmak ve C vitamini içeren sebze ve meyvelere ağırlık vermek kendimiz için yapabileceğimiz en etkili yollardandır. Özellikle havuç, brokoli, ıspanak ve portakal gibi turunçgiller tüketmek faydamıza olacaktır.

    Sindirim sistemine mide ülserine ve kabızlık gibi sorunlara dayanan rahatsızlıklarımız varsa bunlarda nefesimizin kötü bir koku yaymasına sebep olur. Nedenlerini ortadan kaldırmakla beraber o an için yapabileceğimiz nane şekeri veya sakızlarla bunun önüne geçebiliriz. Yine de bu rahatsızlığın nedenini öğrenmek ve en erken şekilde bir hekime muayene olmak en iyi çözümdür. Kabızlık sorunumuz varsa kepek ve tahıl içeren ekmek tüketmek, lifli meyve ve sebzeler yemek,keten tohumu ve bol su tüketmek yarar sağlayacaktır.

    Eğer dişlerimize ve ağız sağlığımıza yeteri kadar özen gösteriyorsak ve buna rağmen hala koku açısından rahatsızlık giderilememişse mutlaka bir diş hekimine veya uzman doktora başvurmalıyız. Ağız kokusundan dolayı sadece diş hekiminin değil kulak burun boğaz ve nöroloji doktorlarının da müdahalesi gerekebilir.

Ağız kokusuna göre hastalık teşhisi

     Ağız kokusu sorunu yaşamakta isek hekimler sizde var olan rahatsızlığın teşhisinde zorlanmayabilir. Yani ağız kokusu aslında sizde mevcut başka bir hastalığın belirtisi durumundadır. Bu gibi durumlar genellikle şöyledir:

Şeker komasına girecek olan ya da yaklaşmış olan bir hastanın nefesi aseton gibi bir kokudur.

İdrar zehirlenmesi yaşanıyorsa bu durumda nefes amonyak türü kokar.

Karaciğer yetmezliği olan bir hastanın nefesi ise balık gibi kokmaktadır.

    Ağız kokusunun genel olarak nedenleri ise ağız içi boşluğunda yer alan hastalıklardır. Diş çürüğü, apse, diş eti iltihaplanması ve dişleri düzgün bir şekilde fırçalamamaktan dolayı diş aralarında kalan besin artıklarının mayalanması olarak sayabiliriz.

    Kendinize nasıl yardımcı olabilirsiniz?

  • Tam tahıl ürünleri, zencefil, tarçın, hardal ve turp gibi besinleri bolca yiyin.
  • Åžeker ve ÅŸekerli besinleri mümkün olduÄŸunca az tüketin.
  • SoÄŸan, sarımsak, alkol ve tütün ürünlerinden uzak durun.
  • Ve ÅŸifalı bitkiler tüketin.
  • Bitki karışımlarından oluÅŸan çay için.
  • Çay reçetesi: 30 gram anason ve 20 ÅŸer gram  ada çayı ile kekik karışımından oluÅŸan haÅŸlama yöntemi ile elde ettiÄŸiniz çayın ilk yudumunu aÄŸzınıza alın birkaç defa ağız içerisinde dolaÅŸtırın. Bu ÅŸekilde tüm çayınızı için. Günde birkaç kez bu çay karışımını içebilirsiniz.
  • Bir elma yenilebilir veya anason tohumu çiÄŸneyebilirsiniz.
  • İltihap önleyici ola biberiye ve nane karışımı ile yapılacak gargaralarda ağız kokusunun giderilmesine yardımcı olabilir.
  • Çay reçetesi: birer tatlı kaşığı biberiye ve naneyi iki su bardağı su ile kaynar suda haÅŸlayın.10 dakika geçtikten sonra süzgeçten geçirin. SoÄŸuduktan sonra içerisine 1 tatlı kaşığı mira tentürü ekleyin ve soÄŸumasını bekleyin. Bir ÅŸiÅŸeye aktarabilirsiniz. Kullanmaya baÅŸlamadan önce ÅŸiÅŸeyi iyice çalkalayın ve aÄŸzınıza bir yudum alıp çalkalayın ve tükürün.
  • Kakule çayı tüketebilirsiniz.
  • Rahatsızlığınız sindirim sisteminden kaynaklanıyorsa nane ve kimyon çayları yararlı olacaktır.
  • Mide asidinin az olmasından dolayı rahatsızlık yaÅŸayanlar süt ve süt ürünleri tüketmemelidir. Yemeklerden sonra bir kimyon tanesi ağız içerisinde yavaÅŸ yavaÅŸ çevrilerek çiÄŸnenebilir.
  • Yemeklerden sonra diÅŸ temizliÄŸi için mutlaka diÅŸlerinizi düzenli fırçalamaya özen gösterin ve diÅŸ ipi kullanın. EÄŸer sindirim sistemi ve solunum sisteminden kaynaklanan bir hastalığınız varsa uzman bir doktora muayene olun ve doktor tavsiyesine sadık kalın.

Ayak Bileği Burkulmaları

26 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Sağlık

ayak bileği burkulma tedavisi, ayak bileği burkulmaları, ayak bileği burkulmaları ortopedi, ayak bileği burkulması, ayak bileği burkulması iyileşme süresi, ayak bileği burkulması nedir, ayak bileği burkulması şişme, ayak bileği burkulması şişmesi, ayak bileği burkulması tedavi, ayak bileği burkulması tedavisi, ayak bileği burkulmasına ne iyi gelir

Ayak Bileği Burkulmaları

 

    Ayaklarımız ellerimizden daha çok deformasyona uğrayan uzuvlarımızdır. Öyle ki atlama, koşma, yürüme, zıplama vs. gibi faaliyetlerin üzerine tüm vücudun ağırlığını taşıyan ayaklardır. Bu yüzden herhangi bir burkulma incinme durumunda tedavi olmazsak uzun süreli sorunlara yol açar ve sakatlık bile olabilir.

 

Anatomi

    Ayak,3 adet bağdan ve ayak bileğinin dış kısmında yer alan bağ kompleksinden oluşur. Bunları şu şekilde sayabiliriz: anterio talofibular ligament,posterior talofibular ligament ve kalkaneofibular ligamenttir. Bu bağlar ayaklarımızın içe doğru dönmesini engeller ve dışarı doğru çıkmamasını sağlar.

 

Sebepler

    Ayak bileği burkulmaları koşarken, yürürken, merdiven inerken-çıkarken, kaldırımdan inerken günlük yaşantı sırasında ya da spor aktivitesinde her zaman başımıza gelebilir.

En sık rastlanan yaralanma tip ise inversiyon tipi yaralanmalardır. Bu tip yaralanmada ayak yan bağı kopar yaralanır. Yani yaralanma sırasında ayak içe doğru döner ve ayağın dış kısmına basarız. Dış yan bağlarının yırtılması sadece sporcuların başına değil normal insanlarında başına gelebilir.

Belirtiler

     Ayak bileği burkulması sırasında kopma sesi duyabiliriz. Bu bağ yırtılması sebebi olabileceği gibi kırılma sonucu da oluşabilir. Hasta ilk başta yaralanma dışında bir şişlik ve morluk gözleyebilir. Ayakta zonklama diye tabir edilen rahatsızlık ortaya çıkabilir. Hasta ayağa kalktığı zaman ayak üzerinde duramaz veya basamaz hale gelir. Şişlik yerini birkaç gün sonra morarmaya bırakacaktır. Morarmanın sebebi ise ayak içindeki kanama sızıntısından kaynaklanır.

Tanı

    Bu tip travmalarda genellikle ayağı fazla zorlamamak ve birkaç gün istirahat gerekir. Ayak üzerine soğuk kompleks uygulamak faydalıdır. Sorun giderek artıyorsa acilen bir doktora başvurmak gerekir. Doktora gidildiği zaman ilk olarak tanı koymak için detaylı fiziki inceleme gerekir. Eğer ayakta bağ yırtılması şüphesi varsa stres röntgenleri denilen ve ayağı zorlayarak çekilen röntgenler gerekir. Kırık şüphesinde ise ayak bileği röntgeni çekilir. Bu tür işlemler ayak şişliğinin inmesi için birkaç gün beklendikten sonra yapılır. Eklem yaralanmasından şüphe ediliyorsa vakaya MR tetkiki yapılır.

Tedavi

    Olayın olduğu ilk andan itibaren müdahalede bulunmak çok önemlidir. Yaralıya yardım ederek yürümesine yardımcı olmak ve ayağı yere basmamasına önem gösterilmelidir. Ayakta meydana gelen travma ya da yaralanma sonrasında ayağa elastik bandaj sarılmalı ayak yukarı yönde kaldırılmalıdır. Ayak içerisinde ki olası sızıntıya ve ağıya karşı bandaj üzerinden buz torbası uygulanır. Bu amaçla spor salonlarında veya spor yapılan ortamlarda buz torbası bulundurmak faydalıdır.( Buz torbasının cilde direk olarak uygulanmamasına dikkat ediniz. Bu durumda ciltte yanıklar oluşabilir)

    Yaralı daha sonrasında hastaneye götürüldüğünde ilk tetkikler yapılarak tedavi için gerekli işlemlere karar verilir. İncinme ya da hafif bir durum söz konusu ise hastaya istirahat verilir. Kırılma ve çatlak gibi durumlarda ilaç ve alçı tedavisi uygulanır. Daha sonraki aşamalarda fizik tedavi gerekirse bu tedavi ile bağların ve ayağın uygun pozisyonda kalması sağlanır. Fizyoterapi ile ayak eklemlerinin iyileşmesi, adalelerin güç kazanması sağlanır. Yaralanan kişi özel olarak spor alanıyla ilgiliyse ve yeniden dönmek istiyorsa özel bir ayak bilekliği kullanması gerekir. Birçok kişide uzun süre geçmeyen ağrılar ve tekrarlayan burkulmalar meydana gelebilir. Bağın yeterince iyileşememiş olması, sinir yaralanmaları ve eklem içindeki kırıklıklar bu tekrarlayan burkulmalara neden olabilir ve tedavisinin yapılması gerekir.

Diş ağrısı ve tedavisi

24 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Sağlık

diş ağrısı, diş ağrısı için dua, diş ağrısı için ilaç, diş ağrısı için şifalı bitkiler, diş ağrısı nasıl geçer, diş ağrısına çözüm, diş ağrısına ne iyi gelir, diş ağrısını ne geçirir, diş ağrısını ne keser, diş çürüklerinin nedenleri, diş çürüklerinin sebep olduğu hastalıklar, diş çürüklerinin tedavi edilmediği takdirde ne tür hastalıklara yol açar

 

DİŞ AĞRISI

   Diş ağrısı, 7’den 70’e herkesin hayatında bir ya da birden fazla döneminde can sıkıcı ve şikâyet edilen bir sorundur. Genellikle hafif olarak başlayan diş ağrılarını dikkate almayıp daha sonra dayanılmaz boyut geldiği an doktora başvurmaktayız. Yine ihmal edilen bu ağrılar çeşitli ağrı kesiciler ile önlenmek istenerek başka bir tahrişi tetikler. Çünkü ağrı kesiciler kimyasal yapılarından dolayı diş eti ve çevresindeki dokunun tahriş olmasına yol açar. Buda zaten ağrı halinde olan dişin başka sorunlarda yaşamasına neden olur.

   Diş ağrısının nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • DiÅŸ çürümesi
  • DiÅŸ minesinin aşınmaya uÄŸraması
  • DiÅŸ etlerinin ve etrafındaki dokunun iltihaplanması
  • DiÅŸ apseleri
  • DiÅŸin gömülü olması
  • DiÅŸ hastalığı dışında sinüzit gibi ağız dışı hastalıklar
  •  

   Bunlar içerisinden en sık rastlanılan rahatsızlık diş çürükleridir. Ağız hijyenine yetersiz ilgi gösterilmesinden dolayı toplumumuzun %97 sinde diş çürüğüne rastlanmaktadır. Yumuşak ve florürlü diş macunlarıyla diş fırçalamayı alışkanlık haline getirmek bu çürükleri önleyebilir. Özellikle şekerli yiyeceklerden ve asitli içeceklerden sonra dişte kalan kalıntıların bakteri olarak çoğalmasını önlemek için mutlaka daha sonrasında diş fırçalamaya özen gösterilmelidir. Çünkü şekerli ve unlu yiyeceklerden sonra ortaya çıkan bakteriler asit oluşturmakta ve bu da dişin koruyucu yapısını bozarak ağrıya sebebiyet vermektedir.

    Diş ağrıları kendisini zonklama diye tabir edilen şekilde gösterir ve rahatsızlık verir. Bu zonklama giderek artar ve yerini şiddetli ağrıya bırakır. Diş ağrısıyla beraber bir şişlikte mevcutsa dişin apse yaptığı ihtimalini göz önünde bulundurarak soğuk-sıcak etkileşimine dikkat etmeliyiz. Eğer yüzde belirgin bir şişlikte varsa bunu buz kompleksi ile bastırabiliriz. Yiyecek ve içeceklerin sıcaklığı ya da soğukluğu diş üzerindeki etkisi olumsuzsa diş hassasiyeti başlamış demektir. Olduğunca dikkat etmeli ve dişlerde minik kırılmalar olup olmadığını gözlemlemeliyiz. Tabiî ki mümkün olduğunca erken tedavi için diş hekimine başvurmayı ihmal etmemeliyiz. Ağrının kendiliğinden geçmesini beklememeliyiz.

   Diş ağrısı başladığı zamandan hekime gideceğimiz zaman aralığında kendimiz şu önlemleri alabiliriz ve şunlara dikkat etmeliyiz:

  • AÄŸrımakta olan diÅŸ üzerine herhangi bir aÄŸrı kesici ilaç ve ya aspirin konulmamalıdır. Daha önceden de belirttiÄŸimiz gibi aÄŸrı kesiciler içerisindeki kimyevi maddeler diÅŸ eti ve çevre dokuların tahriÅŸ olmasına yol açar ve diÅŸ aÄŸrısına artı olarak baÅŸka bir aÄŸrıya da yol açar.
  • Sadece diÅŸ doktoruna gidilmeden önce bir kez aÄŸrı kesici ilaç alınabilir.
  • Çürük nedeni ile diÅŸ üzerinde oluÅŸmuÅŸ bir oyuk bulunuyorsa buraya bir karanfil yağı damlatılmış pamuk konulabilir. Karanfil yağı diÅŸ aÄŸrısının azalmasını saÄŸlayacaktır. Karanfil yağının da tahriÅŸ edici özelliÄŸini göz önünde bulundurarak diÅŸ etine doÄŸru bir sızıntı yapmaması için dikkat ederek uygulamalıyız.
  • Her ÅŸeyden önce en kısa sürede diÅŸ hekimine baÅŸvurmak saÄŸlığımız için en iyi yoldur.

Kanal tedavisi

24 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Sağlık

                                

kanal tedavisi, kanal tedavisi acı verir mi, kanal tedavisi acıtır mı, kanal tedavisi acıtıyormu, kanal tedavisi ağrı, kanal tedavisi ağrı yaparmı, kanal tedavisi apse, kanal tedavisi aşamaları, kanal tedavisi belirtileri, kanal tedavisi diş, kanal tedavisi diş ağrısı, kanal tedavisi fiyatı, kanal tedavisi fiyatları, kanal tedavisi geçici dolgu, kanal tedavisi hangi durumlarda, kanal tedavisi kaç dakika sürer, kanal tedavisi kaç gün sürer, kanal tedavisi kaç lira, kanal tedavisi kaç para, kanal tedavisi kaç seansta biter, kanal tedavisi komplikasyonları, kanal tedavisi nasıl olur, kanal tedavisi nasıl yapılır, kanal tedavisi nasıl yapılır nedir, kanal tedavisi ne demek, kanal tedavisi ne kadar, kanal tedavisi neden yapılır

   KANAL TEDAVİSİ

 

 Kanal tedavisi ne gibi durumlarda uygulanır?

    Dişler gerek ağız sağlığı ve estetiği olsun gerekse diş sorunlarından etkilenen organlar açısından olsun hayati bir fonksiyona sahip yapıdır. Dolayısıyla yapay bir dişin doğal bir dişin yerini tutamayacağını bilerek onlara gereken özeni göstermeli ve onlara mümkün olduğunca dikkat etmeliyiz.

    Dişlerimizden herhangi biri hasara uğradığı zaman yani hastalandığında, çürüdüğünde vs gibi durumlarda en bilinen ve kullanılan yöntemlerden birisi de kanal tedavisi (endodonti) dir.

Kanal tedavisi hasara uğramış tedavi edilmesi gereken dişlerde uygulanır ve dişin korunmasına yardımcı olur. Sinir, kan ve lenf damarlarını içeren ve dişin içinde bulunan yumuşak katman (pulca) kendi kendini onaramayacak kadar hasara uğradığı durumlarda fonksiyonunu kaybeder. Pullanın ölümüne yol açan, kırık veya çürük dişler içerisine yerleşen bakterilerdir. Bu bakteriler zamanla diş içerisinde ve özünde iltihaplanmalara sebep olur. Eğer iltihaplanan ve hasar gören pulca çıkarılmazsa enfeksiyon büyüyerek daha kötü sonuçlara yol açar ve dişinizi tamamen kaybedebilirsiniz.

Kanal tedavisi (endodonti) nedir ve nasıl uygulanmaktadır?

    Kanal tedavisi diş içerisinde bulunan pulpanın kurtarılamayacak derecede hasar görmesi sonucunda diş içerisinden eğe adı verilen aletle çıkarılması işlemidir. Eskiden bu tip hasta dişler direk çekilmekte iken, günümüzün gelişen tıp teknolojisi ile dişi kurtarmak mümkün hale gelmiştir.

    Dişte meydana gelen derin çürük veya hasardan dolayı pulca kendi kendini yenileyemeyeceği duruma geldiği takdirde diş sahip olduğu canlılığını yitirir. Daha sonrasında enfeksiyon dişin kökündeki dokulara kadar inebilir ve çene kemiğine ulaşan enfeksiyon aşındırıcı duruma gelebilir. Dişte oluşan bu apse ise dayanılmaz ağrı ve şişliğe yol açar. Kanal tedavisi uygulanmayan iltihaplı bir çürüğün ya da hasarın bu sonuca ulaşması kaçınılmazdır.

 

Kanal tedavisi süreci ve aşamaları

  • Tedavi sırasında hastanın acı ve aÄŸrı hissetmemesi için hasarlı diÅŸe anestezi yapılır.
  • İkinci aÅŸamada diÅŸ içerisinde hasara yol açan çürük temizlenir.
  • DiÅŸin özü olan kısma gelince yumuÅŸak ve hastalanmış doku çıkarılır. Burada kalan sinir ve artık dokular temizlenir.
  • DiÅŸ kökü ucuna kadar olan kısımda kanal geniÅŸletilerek ÅŸekil alması saÄŸlanır. Doktorun uygun gördüğü hallerde iyileÅŸtirme sürecini hızlandırmak için takviye ilaçlar uygulanabilir.
  • DiÅŸ iyileÅŸene kadar geçen seanslarda diÅŸ üzerine geçici olarak dolgu maddeleriyle kaplama yapılır.
  • DiÅŸin iyileÅŸme süreci tamamlandıktan ve diÅŸ içerisinden iltihap gelmesi durduktan sonra kanal tedavisi uygulanan kanal bölgesine özel bir dolgu maddesi ile kök ucuna kadar olan bölüm doldurulur.
  • Bazı vakalarda seanslara gerek duyulmadan tek seansta saÄŸlıklı bir sonuç almak ve iyileÅŸme neticesinde kanal tedavisini sonlandırmak mümkündür.

 

Kanal tedavisi görmüş bir hastanın diş ömrü ne kadardır?

    Sağlıklı bir dişe gösterilen özen aynı şekilde kanal tedavisi görmüş olan dişe de gösterilirse ve enfeksiyon olmazsa dişe uygulanan dolgu hayat boyunca kullanılabilir. Her zaman düzenli bir şekilde diş hekiminize gitmek yeni bir enfeksiyon ya da riskin önüne geçmek için yararınıza olacaktır. Günlük olarak dişe gerekli bakım ve önem gösterildiğinde dişte tekrar aynı sorunların yaşanması önlenmiş olur.

 

Kaş kaldırma estetiği

24 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Sağlık

kaş kaldırma, kaş kaldırma ameliyatı, kaş kaldırma ameliyatı fiyatı, kaş kaldırma ameliyatı izle, kaş kaldırma ameliyatı videosu, kaş kaldırma ameliyatları, kaş kaldırma botoks, kaş kaldırma botox, kaş kaldırma egzersizleri, kaş kaldırma estetiği, kaş kaldırma estetik fiyatları, kaş kaldırma fiyatı, kaş kaldırma hareketleri, kaş kaldırma operasyonu, kaş kaldırma operasyonu fiyatları, kaş kaldırma ücreti, kaş kaldırma videosu, kaş kaldırma yöntemleri

KAŞ ESTETİĞİ (KAŞ KALDIRMA)

  Kaş yüz ifademizi etkileyen en önemli unsurlardan birisidir. Çünkü kaş şekli yüzümüze sevinçli, mutlu, sinirli ifadesi verirken biz kadınlar için güzellikle bağdaştırılan vazgeçilmezlerden birisidir. Çoğunlukla biz kadınlar kalkık ve uzun kaş boyuna sahip olmak isteriz.

   Kaşlar her şey gibi yer çekimine boyun eğen bölgelerimizden birisidir. Bu yer çekiminin etkisiyle maalesef kaşlar aşağı doğru sarkar ve bizi olduğumuzdan daha yaşlı, yorgun ve üzgün görünmemize neden olur. Bu gibi durumlar dışında yüzde meydana gelen felç, travma, tümör gibi hallerde yine kaşların sarkmasına sebebiyet verir. Bazı vakalarda kaşlar göz kapağının da düşmesi ile birlikte olan sarkma öyle bir hal alır ki hastanın görüşünü bile engelleyebilir.

   Kaşlarının kalkık gözükmesini isteyen kadınların genellikle başvurdukları yöntem sadece görünüm açısından bir form veren kaş alma işlemidir.

   Daha uzun süre kalıcı bir etki sağlamak içinse kaş kaldırma ameliyatları yapılmaktadır. Kaş kaldırma ameliyatı tek başına uygulanabileceği gibi alın ya da yüz germe ameliyatları ile birlikte de estetik görünüme kavuşabilir. Göz kapağında meydana gelen torbaların alınması için yapılan ameliyat ile yine kaş kaldırma operasyonu istenen sonuca ulaşabilir. Kaşların düşme ve sarkma durumlarında ise en uygun sonucu veren alın germe ameliyatıdır.

  Eğer kaşlarda herhangi bir sarkma mevcut değilse ve yine de kaşlarımızın dış kenarlarının olduğundan daha kalkık gözükmesini istiyorsak alın germe uygulamasına gerek duyulmaz. Tek başına sadece kaş kaldırma işlemi yapılacağı zaman lokal anestezi altında yapılması mümkündür.

   Kaş kaldırma ameliyatı saçlar arasındaki deriden birkaç santim kesi ile içeriden girilerek kaş altındaki dokunun yukarı doğru çekilerek kesinin olduğu bölgeye tekrar dikilmesidir. Ameliyat  saçlı bölgede olduğu için ve deri içerisinden gerçekleştirildiği için gizli kalır ve dışarıdan bakan birisi bu ameliyat izini göremez. Hastada ameliyat sonrasında dayanılmayacak ağrılar olmaz ve günlük yaşantısına dönebilir. Ameliyattan 2 gün sonra istenilirse banyo yapılmasında mahsur yoktur.

Sonraki yazılar »