Sağlık | Sohbet Video Sinema ücretsiz indir izle- CixSohbet.com



diş eti kanaması neden olur

07 Åžubat 2010 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Eğer hastalık sırf diş etlerinde ise yani altında ki çene kemiğine ilerlememiş ise buna iyi bir bakım iyi bir temizlik hastaya da ağız hijyenini yani ağzını nasıl temizleyeceği öğretilir. Bu öğretinin de doğru olup olmadığı kontrol edilir. Ve böylece iyi bir bakımla kanama önlenebilir. Ama eğer hastalık diş etinden de daha ilerlemiş ise diş etinin altında ki çene kemiğine de geçmiş ise sırf temizlik ile burada ki kanamayı kontrol etmenin imkânı yoktur. Eğer diş etinin altında ki dokulara geçmiş ise ortalama olarak boyutu 2 3 mm yi geçmiştir. Diş fırçası ile 2 3 mm nin daha derinlerine inerek diş eti ile dişin arasına girerek, oraları temizlemek mümkün değildir. Bunun için bir ekip yardımıyla buraların temizlenmesi tahrip olan dokuların temizlenmesi hastalıklı olan dokuların sağlıklı hale getirilmesi, ondan sonra da her şey kontrol altına alındıktan sonra da bunun korunması lazımdır. Sabah kahvaltıdan sonra akşamda en son ediğimiz yemekten sonra da ortalama 2 kere dişlerimizi diş etlerimizi fırçalayacağız. Dişer arasında kalan birikintileri de fırçanın ulaşamadığı yerlerde ki birikintileri de yardımcı apareylerle temizleyeceğiz.

Diyelim ki tedavi ettirmedik ne olur bunun cevabı hastalık daha da ilerler. Her hastalıkta olduğu gibi hastalık ilerler. Hastalık ilerlerken en son nokta nedir dişin kaybı. Diş çene kemiği içerisinde çene kemiği tarafından tutulur. Üstünde de bir et ile bu desteklenir. Eğer hastalık ilerler ise kanamayı tedavi ettirmesek zaman içerisinde bu çene kemiği erir dişler sallanmaya başlar sallandıktan sonra fonksiyon göremez. Ağız da şişler meydana gelir. Ve mecburen de bu dişleri ağız ortamından uzaklaştırırız. Yani çekeriz veya da kaybederiz. Bu çekim zamanı arasında da diş etleri şiştiği için iltihap meydana geldiği için ve bu iltihabın meydana geldiği yerlerde de diş eti cebi dediğimiz dişlerle diş eti arasında oluklar meydana geldiği için de bura da yemek artıkları birikir. Yani ağız hem kokar hem şişer hem renk değiştirir hem kanar. Yediğimiz yemeklerden de zevk alamayız. Bura da niye peki insanlar bu şekilde geziyor derseniz, zaman içinde alışıyorlar. Hadisenin öyle olduğunu zannediyorlar. Bunun tedavi edildiğinde ne kadar faydalı olacağını görecekler.

Diş eti kanıyor ise muhakkak herhangi bir sebepten dolayı orda iltihabi bir reaksiyon var demektir. Bu mikro biyel dental dediğimiz bir diş taşı dediğimiz periyodontel bir hastalığın nedenlerinden kaynaklana bilir. Veya da ağza yapılmış kötü bir dolgu kötü bir kronun travmatik etkenlerinden dolayı kaynaklanabilir. Veya da sert bir cisimle diş etini yaralamış olabiliriz. Bu geçici bir kanamaya sebep olabilir. Bu ilerlediği takdirde sert bir gıdayı yerken de olabilir. Diş etlerini emdiğimiz zamanda olabilir. Tükürdüğümüzde de olabilir. Ve bunlar esnasında da kanamalar gözükebilir. Bu her sebepten bir kanama gözüküyor ise mevcut olan hastalığında ilerlediğinin belirtisidir. Genetik faktörlerin etki ettiği diş eti hastalıklarının etkisinin var mı cevabı evet. Birinci faktör mikro biyel dantel plaktır. Genetik faktör bunu etkiler. Bu ne demek iki birey alın. Birinde genetik faktör var birinde genetik faktör yok. Genetik faktör olmayanda diş eti hastalığı daha yavaş ilerlerken daha uzun sürede daha az tahribat yaparken genetik faktör olan bireyde hastalık daha hızlı ilerler ve hastalık hızı ile birlikte yıkım daha kat ve daha çabuk olur.

Hamilelik esnasında hepinizin bildiği gibi onstorojen dengesi değişir. Onstorojen denge yani hormonal denge alanının değişmesine bağlı olarak çok çabuk kanamalar diş etinde şişmeler, iltihabi reaksiyonlar göz önünde birikebilir. Bunlar genellikle geçici bir zaman içerisinde olup, hamilelikten 1 ay sonra onstorojen dengesi normale döndüğünde bu kanamalar bazı bireylerde hamilelikten evvel diş eti hastalığı çok değilse hamilelik döneminde çok önemli şekilde yapmış ise bir problem meydana gelmeden tekrar diş etleri düzelebilir. Hamilelikten evvel diş eti hastalığı var ise ve hamilelik döneminde de çok iyi bir şey yapmamışsa hamilelikten sonra diş etinin tedavisine ihtiyaç olan bir durum ortaya çıkar.

Verilen bilgiler bilgi amaçlıdır size en iyi sağlık hizmetine ve danışmanlığını Doktorunuzun vereceğini unutmayınız.

diş dolgusu nasıl yapılır, diş dolgusunun bakımı

22 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Sağlık



En eski ve en geleneksel dolgu olan amalgam dolgu, en sık kullanılan dolgu çeşididir. En başarılı bu güne kadar istatistiklere göre en başarılı bulunmuş dolgu amalgam dolgudur. Metal tozlarının ve civanın karıştırılmasıyla, elde edilen bir dolgu tipidir. Çok sağlıklıdır. Çok dayanıklıdır. Yalnız esnetik problemleri vardır. Rengi ile ilgili. Artık günümüzde de esnetik çok önemli olduğundan dolayı hastalarımız olabildiğince amalgam dolgudan uzaklaşmakta ve daha dolgun dişleri tercih etmektedirler. Oluşan reçine esanslı Kompozit dolgular dediğimiz dolgular vardır. Halk arasında ışınlı dolgu veya lazer dolgu diye de bilinir. Bunlarda çok dayanıklı ve esnetik dolgulardır. Yalnız ömürleri amalgam dolgu kadar uzun değildir. Ömürleri biraz daha kısadır. Bunların dışında büyük harabe olan dişlerde döküm dolgular veya porselen döküm dolgular tercih ediliyor. Bunlar teknisyen tarafından ve dişe özel şekilde hazırlanır ve dişin üzerine yapıştırılır.

Dolguya önce hazırlanır. Çeşitli biz dolgu yapacağımız bölgeye kavide hazırlarız. Kavide dediğimiz yeni prensiplerde uygulanmış bir boşluktur. Eğer çürükten kaynaklanan bir problem var ise bu çürüğün tamamen temizlenmesi gerekiyor. Kırık oluşmuşsa eğer tekrar dolgunun oturması için oraya yapışması için çeşitli aşındırmalar yapılır. Ve kullanacağınız maddeye göre eğer yapıştırmamız gereken bir dolgu ise onların yapıştırıcı ajanları kullanılır. Eğer halk tabirinde tepme şeklinde bir dolgu yapılacak ise çeşitli alt yapıları hazırlandıktan sonra dolgunun bu boşluğa tepilerek dolgusu yapılır. Metal dolgular metal tozların cıvası ve demiri ayrıdır. Bir araya geldiklerinde bir hamur şeklinde bir karışım meydana geliyor. Ve bunlar zamanla sertleşirler. Yani ağızda beklediği sürece bunlar daha da sertleşir. Ve 24 saat gibi bir süre içinde bütün sertliğini kazanırlar. Beyaz dolgu dediğimiz Kompozit dolgular ışınla sertleşirler. Bunun avantajı bize olabildiğince çalışma imkânı sağlamasıdır. Dişe uyguladıktan sonra biz ışın vermediğimiz sürece dolgu sertleşmez. Döküm veya porselen dolgular zaten sert halde gelir. Sadece yapıştırılarak dişe oturtulur.

Dolgu eğer düştüğünü fark edersek bir an önce diş hekimine başvurmamız gerekiyor. Aksi takdirde orada açık kalan bölgede mikro organizmalar çürümeye sebep olacaktır ve diş tekrar dolgu ile tedavi edilecekken, kanal tedavisine hatta dişin çekilmesine kadar gidebilecektir. Ayriyeten apseleşme ve ağrı… ilk müdahale eğer boşluk orada fark ediliyor ise en azından yemek kaçmasın diye oraya bir pamuk ilave edebiliriz. Ve ertesi gün ilk iş olarak bir diş hekimine başvurmamız gerekiyor.

diş taşı nedir, diş taşı neden oluşur

22 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Uygun şekilde yapılan yani kaidelerine uygun yapılan diş taşı temizliği dişlere ve diş etlerine zarar vermez. Diyelim ki bazen halk arasında diş taşlarını temizlemek dişlere zarar verdiği gibi bir kanı olabilir. Bunu doğru kabul edelim. Şimdi terazinin bir kefesine diş taşlarının diş temizlemesinde dişlere zarar verdiğini koyalım, öbürünü de temizlemeyelim bırakalım. Bu şartlarda bile temizlenen ağızda daha uzun sağlıklı dişlere sahip oluruz. Çünkü temizletmediğimiz takdirde diş eti hastalıkları oluşur.

Diş taşları temizlenmese şöyle bir ayakkabınız boyanmasa ne olur. Yine giyersiniz kirli giyerseniz. Çok çabuk eskir. Şekil bozuklukları olur. Ağızda da diş hadisesi bir yanda ona benzer. Temizlenmediği zaman mevcut olan hastalık hızla ilerler. Şekil bozuklukları olur. Buraya kolaylıkla biriken yemek artıklarının meydana getirdiği ağız kokusu oluşur. Hastanın sosyal yapısı değişir. Hastanın şekil bozuklukları hastalığın değişmesine ve ilerlemesine sebep olur. Dolayısı ile muhakkak ve muhakkak bu diş taşlarını biriken diş taşlarını ağız ortamından uzak tutmak lazımdır. Ortalama 48 haftada bu diş taşları yerleşir ve hadise yani diş eti hastalıklarının şekillenmesine sebep olan olayları ortaya çıkarır. Bunu önlemek için dünya standartlarında 6 ayda bir temizlik yaptırılır. Ama bu şahıstan şâhısa fark eder. Bazı hastalar genetik olarak daha hastalığa yatkındır. Bazıları değildir. Ortalama 6 ay dediğimiz bazı bireylerde de 8 12 aya çıkabilir.

Ağız içinde dişler üzerinde dişler arasında ve diş etleri üzerinde biriken ve diş taşı haline de dönen içinde de probların oluştuğu bu birikinti, ortalama 48 saat zarfında ağız ortamından diş fırçaları ile çıkarılamayacak bir duruma gelir. Bunu hasta hiçbir şekilde ağız ortamından uzaklaştıramaz. Bunu uzaklaştırmak için muhakkak özel aletlerini kullanan bir diş hekimine ihtiyaç var. Onu hasta yalnızca diş fırçası ile çıkarmaya çalışırsa diş taşlarını cilalamaktan başka bir şey yapamaz. Bunlarda hastalığı doğuracağı için kabul edilmeyecek birikintilerdir ve zaman içinde muhakkak bir hekime baş vurup bunları ağız ortamından uzaklaştırmak lazımdır.

Dişler üzerinde diş etleri üzerinde ve diş etleri arasında birikintiler oluşuyor. Bu birikintilerin içinde birçok değişik mikrop vardır. İşte mikrobu a içinde ihtiva eden bu birikintilere biz mikro biyel dental plak adını veriyoruz. Bu ağız ortamından uzaklaştırılmasa zaman içerisinde kireçlenerek diş taşı şekline dönüşüyor. Bu mikro biyel dental diş eti hastalığını meydana getirir. Diş taşları da dişler ve diş etleri üzerinde birikerek, diş etleri ve dişerde değişikliklere ve yaralanmalara ülserlere ve mikro biyel dental gibi birikecek alanlara sebep oluyor.

Diş taşları direk olara diş eti hastalıklarına neden olmaz. Esas neden yani ekolojik neden dediğimiz diş eti hastalıklarının birinci sebebi ise mikro biyel dental adını verdiğimiz içinde değişik mikro organizmalarda bulunduran birikimlerdir. Bunlar zaman içerisinde diş taşını elde eder. Diş taşı varsa muhakkak mikro biyel dental de bulunmaktadır. Ve bu periyodontel hastalığı yani diş eti hastalığına neden olur. Diş taşlarının neden olduğu hadise ise travma veya birikintilerin bu yönde daha fazla olacağı için ülserler diş eti kanamaları ve şekil bozukluklarına neden olur. Ama esas etkili neden mikro organizmaları içerisinde barındıran mikro biyel dental plaktır.

takma dişler neden yapılır, takma dişler hakkında bilgiler

22 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Hareketli protez diş sayısının çok fazla eksik olduğu durumlarda sabit protez yapamadığımız durumlarda hastalarda yaptığımız protezlerdir. Yarım parsiyel dediğimiz protezlerdir. Şu anda elimde tutmuş olduğum protezler yarım protezlerdir. Hastanın kendi dişerleri var ancak hastanın kendi yeterince dişleri olmadığından hastaya parsiyel protez yani yarım protez yapıyoruz. Ancak, hastanın hiçbir dişi yoksa o zaman bu tam protez dediğimiz, takılıp çıkarılabilen bu tam protezlerden yapıyoruz. Bu protezlerin yapım aşaması 6 ya da 8 seans sürer. O sarı protezlerde her ne kadar 1 haftada sürse de bu hareketli protezlerde sürer. Daha sonra hastanın buna uyumu söz konusudur. Birkaç hafta da hastanın dişin uyumu hakkında hekimi ile görüşmesi gerekebilir. Dolayısı ile toplam olarak söyleyebileceğimiz bir 6 hafta ya da 8 haftalık bir süreç ister bunların yapımı. Hareketli protez diş sayısına bağlıdır. Asla yaşa bağlı değildir. Halkımız genellikle yaşla ilgilidir. Genellikle ileri ki yaşlarda yapıldığını düşünür. Bu yaşla değil diş ile ilgilidir. Dişiniz ne kadar çok eksik ise o kadar çok protez yapılır. Tabi genelde yaşlanınca insanlar dişlerini kaybeder. Çoğunluk yaşlandığı zaman bu protezleri kullanırlar.

protez çeşitleri biz genelde ikiye bölüyoruz. Sabit ve hareketli olmak üzere. Sabit protezler ağza sabit bir malzeme ile yapıştırılan ve sökülmeyen takılıp çıkarılmayan protezlerdir. Hareketli protezler dediklerimiz ise onlar hastalar tarafından takılıp çıkarılan günlük bakıma ihtiyacı olan protez tipleridir. bu iki protez arasında ki farkı diş sayısı belirler. Yani ne kadar ağzımızda diş varsa o kadar diş sabit protez yapılmalıdır. Eğer ağzımızda ki diş sayısı oldukça az ise o zaman da hareketli protez yaptırmamız gerekir. Hareketli protezleri de ikiye ayırıyoruz biz. Kısmi ya da tam olarak eğer dişlerinizin tamamına yakınını kaybetmişseniz tam protez yaptırmanız gerekir. Eğer bir kısım dişlerinizi kaybetmişseniz, o zaman kısmisel dediğimiz protezlere ihtiyacınız vardır.

Sosyal olarak biliyoruz ki insanlar eşlerini ağızlarındaki dişlerini çıkartıp bir bardak suya koyup yanlarında da yatmak istemiyorlar. Gayet de haklılar aslında bunun temel nedeni nereden kaynaklanıyor. Şunu söylemek lazım basit bir örnekle, hepimiz gün içerisinde ayakkabı ile sokakta geziyoruz. Ama eve geldiğimiz zaman ayakkabımızı çıkartıyoruz ve ayağımızı dinlendiriyoruz. İşte temel amaç protezde de protezi altından çıkarıp o altında ki dokuları da dinlendirmek. Bu genel olarak kanı olarak halk arasında ki kanı şöyledir. Geceleyin yatarken sizi kimse görmez o yüzden geceleyin çıkartın. Fakat bu şart değil. Siz ağzınızda ki protezleri evet gün boyu takın demiyoruz. Diş hekimi olarak takın demiyoruz. Yalnız dinlendirin diyoruz. Bu gün içerisinde müsait olduğunuz zaman ya da süreç içerisinde birkaç saatlik protezi ağzınızdan çıkartıp ağzınızdaki protezi dokuları dinlendirmeniz yeterlidir. İlla ki gece olması gündüz olması öğle olması gibi hiçbir şekilde saati ve vakti yok. Sadece sizden arzu edilen bunları dokuları dinlendirmeniz gerekir.

diş taşı nedir, diş taşı temizliği

12 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Dişler üzerinde diş etleri üzerinde ve diş etleri arasında birikintiler oluşuyor. Bu birikintilerin içinde bir çok değişik mikrop vardır. İşte mikrobu a içinde ihtiva eden bu birikintilere biz mikro biyel dental plak adını veriyoruz. Bu ağız ortamından uzaklaştırılmasa zaman içerisinde kireçlenerek diş taşı şekline dönüşüyor. Bu mikro biyel dental diş eti hastalığını meydana getirir. Diş taşları da dişler ve diş etleri üzerinde birikerek, diş etleri ve dişerde değişikliklere ve yaralanmalara ülserlere ve mikro biyel dental gibi birikecek alanlara sebep oluyor.

Ağız içinde dişler üzerinde dişler arasında ve diş etleri üzerinde biriken ve diş taşı haline de dönen içinde de probların oluştuğu bu birikinti, ortalama 48 saat zarfında ağız ortamından diş fırçaları ile çıkarılamayacak bir duruma gelir. Bunu hasta hiçbir şekilde ağız ortamından uzaklaştıramaz. Bunu uzaklaştırmak için muhakkak özel aletlerini kullanan bir diş hekimine ihtiyaç var. Onu hasta yalnızca diş fırçası ile çıkarmaya çalışırsa diş taşlarını cilalamaktan başka bir şey yapamaz. Bunlarda hastalığı doğuracağı için kabul edilmeyecek birikintilerdir ve zaman içinde muhakkak bir hekime baş vurup bunları ağız ortamından uzaklaştırmak lazımdır.

Diş taşları temizlenmese şöyle bir ayakkabınız boyanmasa ne olur. Gine giyersiniz kirli giyerseniz. Çok çabuk eskir. Şekil bozuklukları olur. Ağızda da diş hadisesi bir yanda ona benzer. Temizlenmediği zaman mevcut olan hastalık hızla ilerler. Şekil bozuklukları olur. Buraya kolaylıkla biriken yemek artıklarının meydana getirdiği ağız kokusu oluşur. Hastanın sosyal yapısı değişir. Hastanın şekil bozuklukları hastalığın değişmesine ve ilerlemesine sebep olur. Dolayısı ile muhakkak ve muhakkak bu diş taşlarını biriken diş taşlarını ağız ortamından uzak tutmak lazımdır. Ortalama 48 haftada bu diş taşları yerleşir ve hadise yani diş eti hastalıklarının şekillenmesine sebep olan olayları ortaya çıkarır. Bunu önlemek için dünya standartlarında 6 ayda bir temizlik yaptırılır. Ama bu şahıstan şahısa fark eder. Bazı hastalar genetik olarak daha hastalığa yatkındır. Bazıları değildir. Ortalama 6 ay dediğimiz bazı bireylerde de 8 12 aya çıkabilir.

Uygun şekilde yapılan yani kaidelerine uygun yapılan diş taşı temizliği dişlere ve diş etlerine zarar vermez. Diyelim ki bazen halk arasında diş taşlarını temizlemek dişlere zarar verdiği gibi bir kanı olabilir. Bunu doğru kabul edelim. Şimdi terazinin bir kefesine diş taşlarının diş temizlemesinde dişlere zarar verdiğini koyalım, öbürünü de temizlemeyelim bırakalım. Bu şartlarda bile temizlenen ağızda daha uzun sağlıklı dişlere sahip oluruz. Çünkü temizletmediğimiz takdirde diş eti hastalıkları oluşur.

diş protezi çeşitleri, protez diş bakımı

12 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Hareketli protez diş sayısının çok fazla eksik olduğu durumlarda sabit protez yapamadığımız durumlarda hastalarda yaptığımız protezlerdir. Yarım parsiyel dediğimiz protezlerdir. Şu anda elimde tutmuş olduğum protezler yarım protezlerdir. Hastanın kendi dişerleri var ancak hastanın kendi yeterince dişleri olmadığından hastaya parsiyel protez yani yarım protez yapıyoruz. Ancak, hastanın hiçbir dişi yoksa o zaman bu tam protez dediğimiz, takılıp çıkarılabilen bu tam protezlerden yapıyoruz. Bu protezlerin yapım aşaması 6 ya da 8 seans sürer. O sarı protezlerde her ne kadar 1 haftada sürse de bu hareketli protezlerde sürer. Daha sonra hastanın buna uyumu söz konusudur. Birkaç hafta da hastanın dişin uyumu hakkında hekimi ile görüşmesi gerekebilir. Dolayısı ile toplam olarak söyleyebileceğimiz bir 6 hafta ya da 8 haftalık bir süreç ister bunların yapımı. Hareketli protez diş sayısına bağlıdır. Asla yaşa bağlı değildir. Halkımız genellikle yaşla ilgilidir. Genellikle ileri ki yaşlarda yapıldığını düşünür. Bu yaşla değil diş ile ilgilidir. Dişiniz ne kadar çok eksik ise o kadar çok protez yapılır. Tabi genelde yaşlanınca insanlar dişlerini kaybeder. Çoğunluk yaşlandığı zaman bu protezleri kullanırlar.

protez çeşitleri biz genelde ikiye bölüyoruz. Sabit ve hareketli olmak üzere. Sabit protezler ağza sabit bir malzeme ile yapıştırılan ve sökülmeyen takılıp çıkarılmayan protezlerdir. Hareketli protezler dediklerimiz ise onlar hastalar tarafından takılıp çıkarılan günlük bakıma ihtiyacı olan protez tipleridir. bu iki protez arasında ki farkı diş sayısı belirler. Yani ne kadar ağzımızda diş varsa o kadar diş sabit protez yapılmalıdır. Eğer ağzımızda ki diş sayısı oldukça az ise o zaman da hareketli protez yaptırmamız gerekir. Hareketli protezleri de ikiye ayırıyoruz biz. Kısmi ya da tam olarak eğer dişlerinizin tamamına yakınını kaybetmişseniz tam protez yaptırmanız gerekir. Eğer bir kısım dişlerinizi kaybetmişseniz, o zaman kısmisel dediğimiz protezlere ihtiyacınız vardır.

Sabit protez yaptıran hastalarda genel bir konu vardır. Bir kere dişimi kaplattım çürümeyecek artık diş fırçalamakta pek gerekmez. Hâlbuki çok yanlış evet diş çürümez ancak diş eti hastalıklarına karşı hassassınız. Onun için diş etlerinizi mutlaka ve mutlaka temizlemeniz gerekir. Sabit protezlerde ise bazı araçlara ihtiyacımız var. Eğer ağzınızda bir protez varsa mutlaka şöyle diş eti fırçası dediğimiz diş fırçalarından lazım. Bu diş arası fırça ile mutlaka diş etlerinin arasını temizlememiz yemeklerden sonra yemek artıklarını oradan uzaklaştırmamız gerekmektedir. Bu böyle tel fırçalar olabileceği gibi şöyle büyük grup fırçalar da vardır. Mutlaka dişin arasına yerleştirip, bu şekilde diş aralarını temizleyebiliriz. Kaplama yaptırın veya yaptırmayın, mutlaka ve mutlaka bu iplikleri bu bizim dişlerimiz arasında temizlemeliyiz. Mutlaka diş arasından geçirilmeli ve yemek artıklarını bakterilerden uzaklaştırmalıyız. Bu sadece kaplamalar için değil tüm kendi dişerimiz için dediğim gibi yapmamız mecburi olan temizlik araçlarından bir tanesidir.

diş protezi nasıl yapılır, diş protez bakımı

06 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Sabit protez hastanın dişlerini kullanarak yaptığımız protezlerdir. Yani hastanın dişini kesip daha sonra üzerlerine kap yaptığımız kaplamalardır halk diliyle söylemek gerekirse. Ve biz bu kaplamaları bir malzeme vasıtası ile yapıştırırız ve asla hastanın takıp çıkarmaz. Tek yapabileceği ileriki yıllarda yinelemek için tekrar diş hekimine gittiğinde tekrar onlar orda çıkarılırlar ve yenilenirler. Şu an da size göstermek istediğim full ağız tam ağız bir köprü klonları yapılmış. Bu aşırı çürük veya da opizyon dediğimiz dişlinin karşılıklı ilişkilerini düzeltmek amacıyla sıklıkla yaptığımız protezlerdir. Bu elimde görmüş olduğunuz sabit protez, metal porselen sabit protezlerdir. Bu metal porselen sabit protezler, bizim 1960 lardan beri uyguladığımız, çok eski bir teknolojidir. Aslında eski derken, bu kötü anlamda değil, çok tecrübe edilmiş bir bulucu olarak kullanıyoruz. Günümüzde de kullanıyoruz. Sabit protezlerin yapım süresi yaklaşık 10 gündür. Hastanın hekime 3 ya da 4 kere gelmesi ile sonuçlanabilir. Sabit protezin genellikle sorduğumuz soru ömrü ne kadardır diye hastalarımız sorar. Bir sabit protez ne kadar sabit olursa olsun, ortalama 8 ile 5 yıl arasında değiştirilmelidir.

Vücudumuzda eksik veya fonksiyonlarını tam olarak yerine getirmeyen kısımların yerine koyduğumuz cisimlerdir. Buna en basit olarak cevap vereceğimiz aslında halkın da çoğunun kullandığı gözlüğü örnek verebiliriz. Çünkü bizim görme eksikliklerimizi kusurumuzu gözlükle tamamlıyoruz ve görmemizi sağlıyoruz. İşte bu tabi ki daha da derinleşebilir. Daha da ileri giderek kalpte kullandığımız steplerden bahsedebiliriz. Takma kol ve bacaklardan bahsedebiliriz. Ama konumuz bizim dil eksiklinde yaptıklarımızdır. Bizim diş eksikliğinde yaptığımız aslında protezi en son yapmak istediğimiz şeydir. Genellikle bizim asli görevimiz diş hekimi olarak koruyucu diş hekimi dişi çürükten koruma eğer diş çürümüşse onun dolgusunu yapıp bütünlüğünü korumak. En son çare olarak da protez yapmak. Protez aslında dişin çok çürüdüğü hallerde de dolgunun yetersiz kaldığı durumlarda da kron dediğimiz sabit protezler kullanıyoruz. Ya da dişimizi kaybettiğimiz zamanlarda protezlerde kullanıyoruz. Bu protezin hareketlimi olacağı ya da sabit mi olacağı ağzımızdaki diş sayısı belirliyor. Ve buna göre biz kararımızı veriyoruz. Genelde tüm diş hekimleri bu protezleri yapmak için eğitilmektedirler. Genelde hepsi meyildir, hepsi yapabilir. Ancak kimi vakalarda kimi durumlarda çok spesifik olarak çok özel şartlar altında olan hastalarda bir ihtisas dalı gerekir. İşte o zamanda protez uzmanlarına protezle eğitilmiş kişilere başvurmaları halkımızın  baş vurmaları gerekir.

implant diş yapımı, implant diş tedavisi

06 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Sağlık

implant protezler hareketli protezleri sabitlemek amacıyla kullandığımız cisimlerdir. Aslında sabit hareketli protezleri sabitlemek milattan önce 2000 yıllarına kadar uzanıyor bu fikir. Bu tarihlerde hep bir kemik parçası tahta parçası bir şeyleri ağza yerleştirip üzerini protez yapmak amaç edilmiş. Ancak bu hep başarısız olmuş. Ta ki 1980 yılına kadar. Yüksek oranda başarı 1980 yılından itibaren İsveçli araştırmacının geliştirmiş olduğu sistem ve dizayn ile implantlar hastaların ağzında başarılı olmuş. Günümüzde kullanmış olduğumuz implant bu elimizde görmüş olduğunuz, bir çividir. Aslında bu adeta bir vidadır. Geniş dişleri olan küçük dişleri olan bir vida parçası. Bu vida parçası ameliyat ile çene kemiğinin içine yerleştirilir. Ve daha sonra hastanın da bir iyileşme süresini de bekledikten sonra bu yaklaşık 3 aydır. Bunun üzerine tekrar bir parça vidalanır. Ve bu bunun üzerine diş yapılır. Şu anda elimde modeli de mevcut. İşte bu çene ağız içine yapılmış bir implant. Demin göstermiş olduğum bir parçası. Buda yapılan bir kaplama buda getirilip üzerine sabitlenir ve hastanın da bu şekilde hastanın sağlıklı iki dişinin kesilmesini engellemiş oluruz. Böylece ağız tedavisini gerçekleştirmiş oluruz. İmplant protezlerle.

Hareketli protezler kullanmamak için evet başka alternatifler var. Bunun başında da implant geliyor. Şimdi hareketli protez neden kullanılmak istenmez. Hareketli protez genellikle herkes yaşlandığında bir dönem değiştirdiğini düşünür. Evet, hareketli protezlerde özellikle alt protezlerde dilimiz ve yanaklarımız alt protezi ismi üzerinde hareketlendirir. Sürekli onu yerinden oynatır. Hastalarımız genelde bundan çok şikâyet ederler. Uyurken, hapşırırken, öksürürken protezin yerinden çıktıklarını görürsünüz. Hissedersiniz. Bu onlara çok rahatsızlık verir. Psikolojik yönden de aynı şekilde bu hastaları rahatsız etmekte. Bu protezlerin tek alternatifleri bunları implantla sabitlemektir. İşte şu anda elimde görmüş olduğunuz modelde, hareketli bir protez hastamız ve buna implantlar koyarak üstüne yapılacak protezi sabitlediğimiz anda hastamız istediği kadar öksürsün istediği kadar hapşırsın protezimiz yerinden oynamaz. Ve bu hastaları psikolojimken ve manevi olarak gerçekten olumlu yönde tedavi ettiği birçok yönden araştırmalarda göstermiştir.

hamile kalma zamanını hesaplama, hamilelik testi yapma

10 Ekim 2009 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Eğer bir kadın gebelikten şüpheleniyorsa o ay korunmamışsa çocuk istiyor ise veya istemiyorsa ve gebelik testi karar verdiyse önce adet gecikmesini bekleyecek. Adet gecikmesi olduktan sonra bir test alacak o test de eğer pozitif çıkar ise o zaman hamile olduğuna emin olabilir. Yüzde doksan dokuzun üzerinde daha hassas çünkü. Çünkü pozitif çıkması demek idrar üzerinde çıkan beta denen hormonun üzerinde algılayabildiğini gösterir. Ve bu tür testler beta dışında başka hiçbir maddeden etkilenmez. Eğer hemen adet gecikmesi veya sonrasında yaptığı test pozitif çıkmış ise pozitif demek illaki koyu çizgi anlamına gelmiyor hafif bir çizgi çıksa dair onu pozitif kabul etmek lazım. Ama eğer sorun şuaradan kaynaklanıyor. Sonuç negatif çıkarsa hamile olmadığına emin olabilir mi maalesef emin olamaz. Hamile olmadığından em olmak için eğer çok kuvvetli bir olasılığı var ise o zaman ya doktora gidip kan testi isteyecek ya da birkaç gün sonra testi tekrar edecek. Eğer birkaç gün sonra test tekrar ettiğinde pozitiflik oluşmuş ise o zaman hamile demektir.

Verimliliğin en yüksek olduğu dönem kadının yumurtlama gününe yakın olan üç dört günlük dönemdir. 28 günde bir adet gören bir bayanda âdetin ilk gününden ilk gününe yirmi sekiz günlük süreçte olan bir bayanda yumurtlama günü âdetin dördüncü günüdür. On dörde yakın olan on ile ondördüncü gün arasında gebelik şansının en yüksek olduğu yumurtanın olacağı süreçtir. Ama bu kadından kadına değişken bir süreç. Mesela şöyle bir örnek verim otuz günde bir adet gören bir hasta da yumurtlama dönemi on altıncı güne kayar. Veya yirmi altı günde adet gören bir hasta da on ikinci güne kayar. Bunu hesaplayabilmesi için çok basit bir yöntem var. Âdetin ilk gününden ilk gününe kadar olan süreci bulacak rakam ise bundan on dört çıkartarak yumurtlama gününü kesin olarak hesaplayabilir. Ama yumurtlamanın tam hesaplanan gün olacağının da garantisi yok. Dolayısı ile bu güne yakın olan son dört aşamada yani on ile ondördüncü gün arasında diyelim en sık cinsel ilişkinin yapılması gereken süreç gebeliği yakalayabilmek açısından.

Eğer hamile kaldığınızı düşünüyorsanız bunun en kolay yöntemi olan evde yapılan Hamilelik test cihazlarından bir tane en yakın eczanenizden alarak evde kendi kendinize test yapmamızdır. Bu yöntem % 99 kesin doğruluk gösterir.

bebek cinsiyeti ne zaman belli olur, bebek cinsiyeti takvimi

27 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Sağlık

Anne karnındaki bebeğin cinsiyetini ancak görerek anlarsınız. Yani genertal bölgeye bakıp da net olarak gördüğünüz takdirde, kız veya erkek deme şansınız yüzde yüzdür. Bu eğer şanslıysanız cinsiyetini üçüncü ayın sonunda görebilirsiniz. Ama genel olarak cinsiyet için dördüncü ay olarak söyleyebiliriz ki kesin bir yanılgıya sebebiyet vermemek maksadıyla yüzde yüz olarak onu orada görebilirsiniz. Cinsiyet konuları duyuyoruz. Erkekti kız oldu daha sonra kızken erkek oldu doktor atladı… eğer şimdi baktığımız yeri ve niye bakmamız gerektiğini biliyorsanız bunu atlamazsınız. Eğer tecrübeli bir göz bakıp da pipiyi görüyor ise bu kesin olarak pipidir ve o erkek olarak kabul edilir. Ne zaman yanılırsınız. Eğer alttan bakıp da pipi görmüyorsanız kız imajı verir, bunu siz kız olarak da tarifleyebilirsiniz. Genelde bundan dolayı olabiliyor. Ama değişik açılar vererek biraz da zorlayıp ta genetal bölgeyi tam olarak görürseniz, bunu zaten atlamanız imkânsızdır. En fazla atlanan kızlar da olabiliyor. Ama işte pipi görünce pipidir. Pipi görmeyince kızdır değil ama kızında vermiş olduğu bir imaj vardır. Bacak arası açık olan bir bebeğe baktığımız zaman da bununda yüz de yüz bir kız olduğunu anlarsınız. Cinsiyet değişmez. Dördüncü ayda kız ise kızdır. Yedinci ayda döndü erkek oldu olmaz. O tamamen yanlış bir açıdan bakıldığı için öyle değerlendirilmiş olabilir. Bazen kordonla karışabilir. Normalde karışmaz ama bir uzantı görüpte tecrübesiz bir arkadaşımız ona baktığı zaman onu pipi olarak da değerlendirip erkek diyebilir. Yanılgılarda bundan kaynaklanıyor.